Bubisanat.com, yeni bir heyecan yeni bir soluk benim için, bundan sonra siz film severler ile burada buluşmaktan büyük keyif alacağım. Umarım yeni başladığımız bu yolculuk keyifle, dolu dolu ve sanatla iç içe geçer. Sinema inceleme yazılarıma Tarkovsky serisi ile başlamak istedim nedense... 


Tarkovsky her bir film karesini adeta dantela gibi dokuyan "sinema şairi" gibi gelir bana... Zira şairler kelimelerle dans eder, Tarkovsky ise kamerasının merceğinden bize sunduğu her bir kareyle... Kısa öykülerdeki derin ve anlamlı kelimeler gibi, Tarkovsky’nin film karelerinin her birinde derin bir anlam ve dokunuş vardır. İşte öyle... çenem düştü yine... :) sizi daha fazla bekletmeden filmimizi incelemeye başlayalım isterseniz...


“Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz” 


Nostalghia: Bir Delinin Haykırışı – Andrei Tarkovsky 

Başrollerinde Oleg Yankovsky, Domiziana Giordano ve Erland Josephson'un oynadığı ve Andrey Tarkovsky'nin 1983 yılında İtalya'da (yurt dışında) çektiği ilk filmidir. Film, ülkesini terk etmiş ve vatan özlemi duyan bir entelektüelin hikâyesini anlatır. 


Yayın tarihi: 2 Haziran 1983 (İtalya), 

Yönetmen: Andrey Tarkovsky 

Film müziğinin bestecisi: Ludwig van Beethoven, Giuseppe Verdi 

Diller: Rusça, İtalyanca 

Senaryo: Andrey Tarkovsky, Tonino Guerra


Andrei Gorchakov, 18. yüzyılda yaşamış kendisi gibi ülkesini terk etmek zorunda kalan ve Rusya’ya döndükten sonra intihar eden bir Rus besteciyi araştırmaktadır. Andrei araştırmasını sürdürürken, Dünyanın sonunun geleceği düşüncesi ile ailesini yıllarca evinde hapsetmiş Domenico isimli bir meczupla tanışır.


Herkesin deli olduğunu düşündüğü Domenico, sürekli yaşadığı yerde bulunan bir havuzun başından sonuna, yanmakta olan bir mumla geçmeye çalışır ve mumu söndürmeden geçmeyi başarırsa dünyanın kurtulacağına inanmaktadır. Andrei, araştırmasını yaptığı besteci ve meczup Domenico'da aslında kendi hayat yolculuğunu bulur ve kendi geçmişini hatırlar. Hâlâ, eşine ve çocuklarına özlem duymaktadır. Eşinin yatakta hamile olarak uzandığı sahnede çarşafta bulunan haç işareti ve beyaz elbisesi Madonna'ya (Bakire Meryem’e) atıfta bulunmaktadır.                 


Karısı, ona hep sadık kalmıştır. Eşinden kopmuş olsa da Andrei’de eşine sadık kalmış bu nedenle saçında melekler tarafından gönderilmiş saflığın, temizliğin beyaz işareti vardır.


Çocukları ve eşi büyük bir özlem ve Andrei'nin döneceği ümidi ile büyük bir bekleyiş ve arayış içindedirler. Andrei geri dönüp eski evine gittiğinde üstüne düşen kuş tüyü bir mesajdır onun için. Evinin önünde görülen melek; ailesinin artık yaşamadığının göstergesidir. Filmde ailesinin arayış ve bekleyişleri, ölümden sonraki hayatlarında Andrei ile sonsuz birlikteliklerini yaşama heyecanlarını anlatır. Bu yüzden Andrei evine gittiğinde ailesini görememektedir belki de. (Bu betimlemeler filmi izlerken şahsi gözlem ve hislerimden oluşmaktadır dolayısıyla bütün kusur ve eksikliklerde şahsıma aittir:) 


Sanat filmlerindeki güzellik de farklı duyumsamalar değil midir? Sizlerin, Tarkovsky' nin poetikası olmuş şiirsel filmi Nostalghia’da neler hissedeceksiniz şimdiden çok merak ediyorum, zira her bir dimağ muhteşem görüler dizisi değil midir?


Dikkat spoiler içerir!!! Sanatsal filmlerde spoilerdan çekinmiyorum zira bıkmadan defalarca izlenebilecek filmlerdir. Kült filmleri her izleyişinizde farklı duyum ve lezzete vâkıf olunduğunu düşünürüm:) Evet nerede kalmıştık? 

Kilisede çocuğunun olması için ritüel ve dua eden kadın sahnesi muhteşemdir. Meryem ana figüründeki kıyafetin bir bölümü rahmi temsil eder, kuşlarsa dünyaya gelmeyi bekleyen ruhları… Ne derece doğrudur bilmem ama ruhlar aleminde tüm ruhların küçük serçe kuşlarına benzediği söylenir:) Kadının dua esnasında rahmi açarak dünyaya ruhların ve arzuladığı bebeğin gelişi için bekleyişini, arzusunu ve o kapının (ruhlar aleminden dünyaya) açılışını, daveti temsil eder. 


Filmin birkaç yerinde Andrei ve Domenico'yu ayna önünde görürsünüz.

Bu sahneler ben de her insanın arzuları, istekleri, gördük (ğünü zannettik) leri yaradılışı ve yaşamında okudukları, kişinin aynada gördüğü ve yansıması kadar olduğunu çağrıştırır. Baktığı aynada neyi görüyorsa insan o kadardır aslında.


Filmin sonunda herkesin deli zannettiği Domenico kendisini bir heykelin üzerinde muhteşem bir konuşmanın ardından yakar. Piazza Del Campidoglio'da. Roma’nın yedi büyük tepesinin en yüksek yerinde.


Filmin sonunda herkesin deli zannettiği Domenico, kendisini bir heykelin üzerinde muhteşem bir konuşmanın ardından yakar, Piazza Del Campidoglio'da, Roma’nın yedi büyük tepesinin en yüksek yerinde "Michelangelo tarafından yapılmış merdivenlerde (Mikelanj Merdivenleri)" ve heykelin etrafında her meslek ve karakterde insan topluluğu vardır. Ölüm öncesi toplanmayı hatırlatır bu sahne.


"Michelangelo, bu merdivenleri inşa ederek, söz konusu binanın, bölgenin merkezi ve binanın esas yönü olan arka kısmına, adeta sırtını döndürmesini sağlamış. Yıllarca Pagan olarak bilinen, Pagan ruhuyla yaşayan Roma İmparatorluğu’nun, bir gün yüzünü Vatikan’a, yani Hristiyanlığa çevirdiğini anlatmak istemiş bu eseriyle." 

       

 Ve kendisini kurban etmeden önce "şimdi müzik der Domenica; Anne! Başının etrafında dolaşan ve sen güldükçe berraklaşan o hafif şey havaymış. Müzik işe yaramıyor." 

-Neden söz ediyor "Nostalghia?" Son sözleridir. 

Müziği açamazlar, tutukluk yapar kasetçalar. Kısa bir süre sonra açılır ve nihayet Beethoven'ın 9. Senfonisi ve sonuna eklediği "Neşeye Övgü"sü çalmaya başlar. Bu eserle sonlanır Domenica'nın hayatı. Bu eseri seçmesi manidardır, çünkü 9. senfoniyi bestelediğinde Beethoven tamamen sağırdır. Onunla dalga geçenlere inat en muhteşem bestesini yapmıştır Domenica, tıpkı Beethoven gibi. Bugün en büyük bestesini çalar Roma'da. Ah Domenica herkesin deli zannettiği bir abdaldır aslında. Andrei, Domenica'nın kendisini kurban edeceğini anlamıştır. Bir bestecinin hayatını araştırmak için geldiği bu yerde, Domenica'nın herkesin deli olarak gördüğü kişinin aracılığı ile aslına dönmüş ve arayışını tamamlamıştır. Artık ruhu olması gereken manevi olgunluğa ulaşmış ve kendisini kurban ilan etmiştir. Bu yüzden Domenica'nın her gün insanlığın ve kendi ruhunun kurtuluşu adına mumu söndürmeden dikme görevi ona düşmüştür.


Fakat Domenica'nın ölümüyle havuzun suyu çekilmiş ve havuzda amaçsızca eğlenen, konuşan insanlarda yoktur artık. Uyanış başlamıştır verilen kurbanla. Andrei uzun uğraşlardan sonra mumu söndürmeden karşıya geçmeyi başarır. Arayışını tamamlayarak aslına dönmüş, zaman akmış, yıllar hatta asırlar geçmiştir. Fakat, çok ama çok yorgun düşmüştür ... iyi seyirler ...