Ölmek..

Bazen çok canımı sıkıyor bu kelime, eminim hepimizin. Hayata katılmış olan bütün renklerin karartısı, okunan bir kitabın son sayfası, bir cümlenin sonuna koyulan nokta. Ölüm nedir ey gafil, sorarım sana. Gidenin duygusunu bilmediğimiz, kalana ise genellikle ıstırap veren olay. Elbet sonunda varacağımız yer. Bizi karşılayacak olanın ne olduğunun bilinmediği mekan. Cennet ve cehenneme giden yolun orta noktası. Girmişsin bir bez parçası ile toprağın içine, etlerin ve kemiklerin. Aklın yok, ruhun yok, gözler görmüyor, kulaklar sağır. Hiçliğin ve yalnızlığın kendisi olan ölüm. Bir karanlık sanki. Belki de mutluluğun ve huzurun asıl adresi. Kiminin olmak istediği kiminin amansızca saklanmak istediği şey. Anlamlı olan her şeyi bozan büyük anlamsızlık. Dostlukların, paranın, ananın veya babanın geçersiz olduğu konum. Torpilin olmadığı, liyakatın esas alındığı tek yer. Dünyada paraya mezarda Allah'a biat. Korkusuzların en büyük korkusu. Peki ölüm ya olmasaydı?

Belki de fani hayatımıza dengeyi getirmiş olan asıl şeydir ölmek. İnsana durması gerektiği yeri öğreten, var olmayı olduğu kadar var olmamanın da öğrenildiği alandır. Dünyaya gelmeden önceki duygularımızı yaşamak için bize bir fırsat belki. Kimine göre hesap verilecek yere yolculuk, kimine göre hiçliğin tam ortası, kimine göre kertenkele olarak doğmak felan..


Eksik bir şeyler kalıyor değil mi? 

Onca zaman diyar edindiğin, belki çocukluğunda koşturduğun mekanı terk etmek. Yurdundan kapı dışarı edilmek hem de herkes tarafından!

Kalbin durmuş, deli gibi akan kan çekilmiş, eller kuru, tenin bembeyaz adeta bir ölü gibi!!

Nerede dün o sevdiceğimi görünce küt küt atan kalbin, nerede o haldır haldır konuştuğun cümleler. Söyle bana nerede?


Sancılar giriyor belki karnına, bırak girsin. Ölümü düşünmek iyidir bazenleri. Ya da fazlamı kasılıyoruz acaba?

Zaten yitip gidecek fani bir ömür için çok mu çaba sarf ediyoruz?


Anlama karmaşalarını çokça yaşıyoruz, yaşamaya da devam edeceğiz görünen o ki..


Saygı ve Sevgilerimle.