Ak bahçeler gibi dinlemekti

Kestane kışına örtülen özlemin

Radyo sesi gibi kumlu gelişini

Zaman ayarlı fıskiyelerden saçılan mevsim

Hadım etti kendini


Karınca yuvası gözenekleri

Tahlil etti mucit, gözlükleri kalın

O an kayalıklarda

Meltem fırtınaya meyletti

Ve gösteriş meraklısı günbatımlarına

Getirdi kaçak izleyicilerini


Orada yahut burada

Ağaçlar konuşuyorsa

Ve deniz çakıl taşı tükürüyorsa ayaklarına

Islak bıkmışlığını unut

Üzümü zamanında toplar gibi

Ve doğumundan önce sabahın

Kediler ve sarhoşların hükmündeki sokağın

Aksak huzurunu yücelt avuçlarında

Çünkü yıldızlı mağaralarda kış uykuları

Kadehten şişeye tümevarımların

Kabusunu görür geceleyin


Prometeus emanet etti o hecelerce kızıl ateşi

Olimpiyat koşucusu en önde

Düşündü ki mucidin gözlükleri

Gösterir miydi Grek senatosundan

Donuk mavi gökyüzüne fırlayan

Tirşe mücadeleyi


Ki onlar panayırda yolculuk

Yüzlerdeki maskeydi

Balık tezgahından pileli eteklerin dansı

Soytarıların taklası

Ve kavgasıydı demircilerin

Taştan kaleler sarsılınca

Elmayı ısırdığında bir çocuk

Boyun bükmesiydi uzun boylu leyleğin

Halkın şehirler kurarcasına

Bir çoğalıp bir yok oluşuna

Ve dağıldılar bezelye gibi

O çocuk sonrasında soytarı değil ama

Öykücüsü oldu yaşlarının

Tarihte, otuzundan sonra