Merhaba. Erich Froom Psikanaliz ve Din kitabı hakkında kısa bir inceleme yapacağım.


Kitabın hemen başında eğer tanrıya inanmiyorsak ruh ve onunla ilgilenen meslek gruplarından söz edemeyiz diye bir görüntü oluştuğundan bahseder Froom. Tarihsel olarak Mısır ve Antik Yunan kültürlerini karşılaştırır. Mısır kültüründe papaz, rahip bir ruh iyileştiricisiyken Antik Yunan kültüründe Sokrates ve Platon'un halk arasında ruhsal iyileştirici olarak görüldüğünü söyler. Burada anlatılmak istenen sadece dinin ruhsal boyutlarda insan üzerinde etkisi olmadığıdır. Kitabın devamında Psikanaliz ve Din arasındaki ilişkinin benzerliği, farklılığı, hangi konuda bütünleşip bütünleşmeyecegi konusuna değinir Froom. Jung ve Freud'un dine bakis acısını ele alır. Jung bilincdisini üzerimizdeki etkisi olan büyük bir güç olarak ele alır. Froom kitabın devamında Freud'un dine yaklaşımını anlatır. Freud'un asıl mücadelesi dinle değildir. Freud'un mücadelesi dinin tanrıları ve dinin ahlak üzerindeki etkisinin ne kadar rasyonel bir zemine oturmadığıdır. Freud'a göre tanrı çocukluk anılarına yapılan bir regresyondur. Çocuk küçükken babasından korkar, itaat eder ve kurallara uyar. Babasının o an sevecen bir tavır takıldığını hisseden cocuk ilerleyen yaşlarında babacan tavrın özlemine yönelik regresyon yapar. O an çocuk haline dönmeyeceğini bildiğinden kendisine babacan bir tanrı yaratır der Freud. Jung'ın doğrular ve yanlışlar konusunda doğabilimci tavrı Froom'un hoşuna gitmemiş anlaşılan. Jung görünen dünya ile ilgilenen ve realite konusunda toplumbilimcidir der Froom. Fil görüyorsam vardır örneğiyle pekiştirmek ister. İnsanın içinde bulunduğu kaostan bahseden Froom insanı iki düzlemde bir bütün haline getirir. Düşünce dünyasında ve beden dünyasında olanın toplamıdır der. Düşün dünyasında kalmaya çalışmanın kolay olabileceği ancak içinde hapsolduğumuz bir bedeninde farkında olmanın insana ne denli acılar çektirdiğini anlatır. Froom dinlerin ruhbilimciler, tanrinilimciler ve insanbilimciler için tarihler boyu tartışma konusu olduğunu söyler. İlerleyen sayfalarda dinin terimlerinden bahseder. Totemcilik, atalara tapma, temizlik dini gibi terimlerin günümüzde de devam ettiğini gerek toplumbilimcilerden gerek psikanalitik vakalardan okurlarına aktarır. Atalara tapma günümüzde anne- babaya duyulan aşırı bağımlılıktır. Psikanlitik görüşmelerin birini ele alarak açıklar. Totemcilikse günümüzde ideolojiler (Stalinizm, Marksizm) olarak yerini alır. Temizlik dinine değinmeyi gerek duymuyorum. Kısaca İslam'da temizlik imamın yarısıdır vurgusunu buraya bırakmak isterim. İnsanın yalnızlık ve sınırlı bir yaşamda olması kendisinin üzerinde büyük bir güç olduğu varsayımını kabul etmesine neden olacaktır. İnsan otoriteye boyun eğerek bu yaşadığı düşün ve beden dengesizliğini bir nebzede olsun atlatmış hissedecektir. Froom kitabın devamında İnsanlarda üç din anlayışı olduğunu öne sürer. Otoriter din, laik otoriter din, hümanist din. Yetkin din tanrının mükemmel bir güce sahip olduğunu insanın güçsüz, bağımlı, işe yaramaz bir kimliğinin sadece tanrının kurallarına uyduğu sayede var olacağına olan inanıştır. Bu din anlayışını Orta Çağ'da skolastik düşünceyle ya da günümüzde Talibancı zihniyetin yönetim sistemiyle özdeşleştirebiliriz. Laik yetkici din Hitler, Mussolini, Stalin gibi totaliter rejimlerin faşistleri için Froom tarafından size saygı duymuyorum diye yazılmıştır. Hümanist dinse insanın var olmasını, varlık durumunu rasyonel bir zemine oturtarak doğruluk, dürüstlük, sevgi ilkelerini temele alarak aslında o işi sen emrediyorsun diye değil ben istediğim için yapıyorum dinidir. Burada tanrı totaliter değildir. Buradaki tanrı insanla iç içe insanın iradesine saygı duyan bir tanrıdır. Froom hümanist din anlayışına örnek olarak Spinoza ve Budizm felsefelerini incelenmiştir kitabının devamında. Kitabın devam eden sayfalarından psikanalizin nasıl meydana çıktığı, ilk başta neyle ilgilendiği, hangi saptamalar sonucunda tıp alanında olan Freud çalışmalarının ruhbilimine nasıl evrildiğini anlatıyor. Froom noktayı Psikanalizin din için bir tehdit olup olmadığı konusuna yukarıda ayırdığımız üç din anlayışına göre şekil alabileceğini söylüyor. İyi günler dilerim.