Zeynep biz çok şanslıyız, biliyorsun değil mi? Birbirimize tutulacak en güzel zamanı seçmişiz. Şayet bu kadar çabuk bulmasaydık birbirimizi neler yaşayabilirdik, kim bilir? Bazen hayal ediyorum... Bir savaşta birbirimizi sevebilirdik ya da büyük bir salgın hastalığın içinde sana âşık olabilirdim veya etnik bir sebebin içerisinde ikimiz de kaybolabilirdik. Zamanla aşınabilir, sürtünmeden çıkan kıvılcımla birlikte yanabilirdik. Küllerimiz de ne kavanozlarda saklanırdı ne de bir köprüden baş aşağı bırakılırdı. Toprağa karışırdık. Öyle karışırdık ki sulandıklarında bile farklı çiçekler açardı gönlümüzde. Diğer bir yandan ise belki bir asır öncesi ya da belki bir asır sonrası dünyaya gelirdik ve farklı zaman dilimlerinde rüzgârın, rüzgârımla tokuşmazdı bile. Ne aynı gecede ne de aynı gündüzde yaşardık. Hiç şüphem yok ki senin kirpiklerin bir başkası için kırpılırken, benim dudaklarım bir başkası için ıslanabilirdi. Öyleyse, şu anda şanstan ziyade en afiyetinde bir hediyedir bu birbirimize. Karakterimin parçasısın ve elbette, yine, hiç şüphem yok ki düşündüğüm her şeyin içerisinde sen varsın. Sevginin azizliği işte, iyi ki, tam şu anda buradasın.


(Ve Tersine, sayfa 17-18)