Sinemada, senaryodan daha ziyade senaryonun işleyişi önemlidir. Peki bir senaryonun işleyişi nasıl olmalıdır? Sinemada senaryo mantığı aslında Türkçedeki kompozisyon yazma tekniğine benzer (serim-düğüm-çözüm), tabii komplike hâli. Senaryoda hikayenin giriş kısmı kısa olmalı, temposu düşük olmalıdır. Bu giriş kısmına İngilizcede ''exposition'', sinema dilinde ''ACT-1'' denir. Giriş kısmını geçtikten sonra düğüm kısmına girilir; burada, ''rising action'' adı verilen; aksiyonu, heyecanı yükselten olaylar gerçekleşir. Daha sonra ''climax'' denen, olayların en karmaşıklaştığı, en sıkıştığı noktaya gelinir (temponun tavan yaptığı yer). Sonrasında gerilim azaltılır; bu olaya, ''falling action'' denir. Bu ''yükselen tempo-zirve-düşen tempo''nun tüm haline de ''ACT-2'' denir. En sonunda çözüm kısmı olan ''denoument'' kısmına gelinir; burada, karmaşıklaşan olaylar aydınlatılır. Bu kısma da ''ACT-3'' denir.


Kabaca senaryo işleyişi bu mentaliteye göre yapılmalıdır. Tabii bu yazdıklarım işin taslağı, işin detaysız kısmı. Bir filmi harika yapan detaylardır. Detayların güzelleştirmediği bir filmin, kompozisyondan bir farkı kalmaz.