Ela gözlüm, Ferhunde’m, şiirlerimde ön sözüm

Ağacın içine saklanan kuşa benzer özüm

Sarı başaklar hışırdar ben onlardan korkarım

Altın tasta gül kurur, şifayı sende ararım

Doğanın en mukaddes çiçekleri bir tek sende

İçe değin bir sızı olmaz köpüklü bahçende

Çöl kuraklığı bağrıma hüsnüyusuf olup açtın

Mahfi aşk tohumlarını yüreğime sen saçtın

Ey gül beden, yekta toprakta biten azra gonca

Gök tomurdu, şair idiller yazdı sen doğunca

Mehtap değse toy yüzüne gülhatmiye benzersin

Yeşil koy güzüme desem, sen baharı çizersin

Ey Beyzade, sunaların gül gibi güzel yüzü

Denize atsan da yanar bendeki aşkın közü

Dağları kadar seviyorum seni köyümüzün

Ela gözlüm, Ferhunde’m, şiirlerimde ön sözüm




Ela gözlüm, Gülzar’ım, beni üşütmeyen güzüm

En parlak ışıktan daha mücelladır ak yüzün

Sen memnu kadın, aslın ipek gibidir soyludur

Koynun göçmeye zorlanmış üveyiğin koynudur

Nazlı sevgilim duy beni, yine adını andım

Tütsü ağır yanar ben sana çıra gibi yandım

Asumanım, sandığıma oyduğum kadife gül

Göçtüğün yerlerden bir bahar rüzgarıyla süzül

Kafdağı’nda yaşar senin gibi masal kuşları

Külleri yeniden yakar, kanatlanıp konuşları

Ak suları dağıttım, hala senin izindeyim

Aşk celladına karşı sevdanın nöbetindeyim

Bu kavga senin içindir, yeter gönlüm akmasın

Aşk kemendini boynuma başkaları takmasın

Ela gözlüm, Gülzar’ım, beni üşütmeyen güzüm

Dağları kadar seviyorum seni köyümüzün