Eğer silebilseydim alnıma kader diye yazılmış o kara lekeyi,

Zihnimi biraz daha ayık tutabilirdim belki.

Hasretini ilmek ilmek işlemezdim kaderimin ağına.

Her sokağın sana çıkacağına olan inancımı kaybetmezdim.

Seninle dizelerde rastlaşmak yerine

Galata rıhtımında  göz göze gelmeyi dilerdim mesela...

Yarın ne olacak diye düşünmez,

Yağmurlu günde, o sokakta yavaş yavaş yürürdüm yanında.

Bu sefer pek konuşmazdım.

Telaşım da olmazdı,

Keşkeler olmazdı dilimde.

Yaşanmamışlıklar üzerine kurulu yaşanmışlıklarımızı 

Uzun uzun yazar ve bir şişeyle 

Denizin en dibine atardım onları.

Vakit bir hayli geç 

Vakit, geri dönüşü olmayan zamanların

Zihnimde dönüşümde olduğu vakitler...

Vakit, seni çoktan geçmiş.


Dedim  ya

“Silebilseydim alnıma kader diye yazılmış kara lekeyi...” 

Silemiyorum ve yaşım bir hayli geçmiş.

Senin asrımdan geçtiğin gibi.