[Yaşlı adam panik içinde uyanır…]


-Ne oldu Yaşlı Adam?

-Bir rüya gördüm Lucy, eski yaraları deşen bir rüya.

-Bu rüya ne hakkında ki panik içinde bıraktı seni?

-Yalnızlık Lucy, uzun zaman önce geride bırakabildiğim yalnızlık, boğazlamaya çalıştı yine ruhumu.

-Bana anlatabilirsin, biliyorsun iyi bir dinleyiciyimdir.

-Etrafımda insanlar vardı Lucy, hepsi birbirini alıp yavaş yavaş uzaklaştılar. Bomboş lavanta bahçesinde, sessizlik bedene bürünmüş, dört bir yandan saldırıyordu bana. Tanıdığım bir düşmandı bu ama yeniliyordum bu sefer Lucy. Benden alabileceklerini aldılar ve sessizlik ile kalakaldım bir başıma…

-Orada ben yok muydum Yaşlı Adam?

-Yoktun Lucy, galiba gençliğimden bir rüyaydı bu. İnsanlar hayatlarına çok yedek yaptılar beni alabildiklerini aldıktan sonra.

-Çok üzgünüm Yaşlı Adam…

-Önemli değil Lucy, yaşadıklarım beni bugünkü insan yaptı, ama insanlar böyledir işte. Bir gün lazım olur diye insanları taşırlar ceplerinde, ve cepleri de çoktur. Yalnızlık onlar için en korkutucu şeydir bu yüzden oyalarlar ceplerindeki insanlarla kendilerini.

-Ama…

-Evet Lucy, ben de senin gibiydim inan bana. Ama bu çok kötü. Aslında insanların kötü olmasında benim de payım var Lucy. Kalemimle ne kadar güzel işlediysem insanları, o kadar aksini kanıtlamaya çalıştılar, ve başardılar da…

-Yaşlı Adam, insanlardan uzakta olmayı istemeni artık anlayabiliyorum. Peki tüm bunlarla yaşamak çok ağır gelmiyor mu sana?

-Sevgili Lucy, artık bir yüküm yok, baksana etrafıma, bomboş, senden başka kimsem yok.

-Seni seviyorum Yaşlı Adam, seni asla yalnız bırakmayacağım…

-Yapma Lucy, tutamayacağın sözler verme, sen de öleceksin…


[Yaşlı adamın gözlerinden yaş süzülür, sakalından önündeki kağıda damlar. Yutkunamaz, dudakları titrer… Sonra Lucy’nin sözüyle yüzünü tekrar kırık bir gülümseme kaplar.]


-O zaman ölene dek seveceğim, sende kalan hatıralarım ile öldükten sonra sevmeye devam edeceğim…


(Lavanta bahçesi yalnızlık anlamında kullanılmıştır. Yazar Lucy’ nin hangi varlık olduğunu okuyucuya bırakır.)