kendine karameli bol bir hüzün ısmarlanan

kışlık akşamında beyoğlu’nun

kalabalıklara çarpa çarpa ilerleyen

namuslu yalnızlarıydık 

aslında gecenin.

en çok kalbini ısırarak ağlaman cız ettirmişti içimi

en çok sarhoş numarası yapan

yeni sevgililerin hali 

gıdıklamıştı gölgemi.


uyuyup uyanıp yastığına sarılan teenager Elif

yemin billah ediyordu rüya görmediğine

gündüz vakti.

bense öylece oturup 

konuşmamak

görmemek

duymamak haline enjekte olmak istiyordum

yalan söylüyordu basbayağı

akşam yağan yağmurun 

kaldırıma düşen taneleri.

uzun uzadıya unutulamıyordu

eski aşk acıları

meşk pazarlıkları

hani çok emin değilsek de

az buz şeyler söylemiyorduk

miting meydanlarında

kırmızıda geçen

yeşilde duran

sarıda kayıtsız bir vatandaş ismet hali...

ah biliyorum çok gürültülü oluyor

bazı akşamları milano’nun

italyanca bilmediğine küfür eden türk işçisi

milli eğitime sataşıyordu bu kez 

oluyordu böyle şeyler 

ve hayat hiç uyarmıyordu bizi

gong sesi geç duyuluyordu


başka bir ahenginde

başka bir yerinde yeryüzünün

dereyi geçerken makas değiştiren makinist

kanepe taksitinin bitmesiyle avutuyormuş kendini

oysa taksiti bol peşini az bir alışveriştir hayat

namahreme bakmayan gözler

uzaklara dalarmış arada bir

kalın perdeli çok uzaklara

takvim ve tarih aynı bedene giyilen iki elbise gibi

birbirini kovalıyor sanırım bu kasabada.


wake up lütfen sevgili...

ömrün telaşasına yetmeyecek gibi

bize ayrılan süre

mahcup bir spiker tadında söylenecek son sözler

ki ben halen acemisiyken hayatın ve aşkın

erken kalkan yol alır'a bağlanacak bütün mevzu.


nikotiniyle buluşan ciğer

fotoğrafına geç kalan tebessüm

ince ayarı yapılamamış

eski bir televizyon kutusu kadar 

kederlidir.

...

ve hayat; evet bir projedir.