Sarı gözenekler

kil kil olmuş toprak kuruntusunda

mum dikilecek bir pasta gibi

tatlı bir davetkarlıkla izletiyor kendini

belli ki baharın yeşili oradan fışkıracak


hafta sonu gülüşmeleri ve renkli sofra mezeleri

iştahlı bir soylulukla

somun ve civata kokan ellerin

göçüp giden özlemini boyuyor gri renginde


gökkuşağı ise bir güvenlik şeridi gibi

gökyüzünde gerili

gün batımı kehribarlığı

bardağımızda içtiğimiz

güneş çimen ve ağaç kabuğu giyinmişiz


öfke ibriklerimizden

damla damla affedişi damıtıp

yaprak rüzgar ve deniz kokusunun

sahilce dedikodusunu mırıldandık ağzımızda

duvar yazılarından öyküler kopyalayan

kitaplardı taşıdığımız, çantalarımızda...