Yoksul şehirlerde bölüştüm yüreğimi,

Dilsiz gecelerle dertleştim.

Bir kuş sürüsüydü damarlarımdan göçüp giden.

Melul bir tebessüm katlettim kadavra sevdalara.

Ne suydum Kerbela’da ne bir taş İntifada

Barut kokan bir düştüm yalnızca musalla taşında

Anadolu'nun kanlı rahminde yaşam sanrısı...

Çatlamış tenimde militan sevdalarınız çatışır.

Biri ölülerini avuçlarıma gömmüş gibi

Parmak uçlarımda mahşer kalabalığı

Derisi yüzülmüş inançlarımla

Halep yorgunluğu var omuzlarımda.

Yatırıp merhametinizi tatlı rüyalara,

Yaryüzü denen on iki oluktan geçtim, yalın ayaklarımla.

Bir dirhem derman çıkacaksa Dehaklara

Adanmış ömrümün toz tutmuş yılları;

Urgana geçirilsin benliğim,

Sallansın kent meydanlarında.

Gözlerimdeki yek damla yaşla

Boğacaksam kalbinizdeki firavun saltanatları,

Ölüm akmalı en soylu duygularımdan!

Oysa ben,

Size çocukça gülüşler ısmarlamayı düşlemiştim acılar pazarından

Kainatın soğuk yüzünden okşamak isterdim

Üç yüz dokuz yıllık derin uykusundan uyandırmak

Saraylar inşa ettim sizlere yüreğimde

Siz ise kör zindanlar kurdunuz zihninizde.

Şimdi dudaklarımda bir sürgün treni ile 

Geçiyorum sizden,

Sevgilerimle...