Kara ve kıvırcık saçlarıyla, uzun ve dağınık sakalıyla bitkin bir halde uçurumun tepesinde belirdi. Ağır hareketlerle ilerleyerek bir kayanın üstüne oturdu. Elinde bir meşale, omzunda bir kartal vardı. Kanlı gözleriyle uçurumdan aşağı, şaşkın insan yığınına baktı. Her şeyi görmüştü onlar. Tüm olanlar onlar için miydi? Bunca mücadele, onur kaybı ve sonunda haksız yere tanrıların katili sıfatını kazanmak... Bu aşağıdaki yaratıklar için mi?


Bir süre insan yığının bakışları altında soluklandıktan sonra konuşmaya başladı:


İnsanlar, sizin için yaptım gördüğünüz her şeyi. Sizin için çalmıştım elimdekini, sizin için köle oldum bir tanrıyken. Bana teşekkür edeniniz olmadı, acı çığlıklarımı duyanınız olmadı. Ne olacak şimdi ey insanlar! Geriye yalnız ben kaldım tanrılar arasından. Sizin için öldürdüm hepsini. Tanrısız yaşanmaz bir yer olacak bu yeryüzü. Ne dersiniz, tanrıları diriltelim mi?


Köşe bucak izlediler sizi. Hangi varlık onların haberi olmadan yerinden oynayabilirdi ki? Onlara saygı göstermediğiniz zamanlar size öfkelendiler. Onlar değil miydi sürekli size engel olan, yeri geldiğinde elinizdekileri kıskanan? Ancak yeri geldiğinde içlerindeki merhameti üstünüze serpip yeryüzünü aydınlık kılanlar da onlar değil miydi? Tanrısız karanlık bir yer olacak bu dünya. Ne dersiniz, tanrıları diriltelim mi?


Asırlardır beraber yaşamanızı sağlayan onlardı. Kurallarınızı onlar koydular. Geçmişinizi onlar sayesinde hatırlayıp geleceğinizi onlar sayesinde kurdunuz. Kim yaşlanmış akrabalarına ölene dek bakardı ki tanrılar olmasaydı? Kim komşusunu kendi gibi severdi tanrılar olmasaydı? Tanrısız vahşi bir yer olacak bu yeryüzü. Ne dersiniz, tanrıları diriltelim mi?


İnsanlar gözlerini kırpmadan ona bakıyorlardı, kalabalığın suretinde ne bir öfke ne bir heyecan belirtisi vardı. Her bir yüzde okunabilen tek duygu şaşkınlıktı.


Aynı ses tonuyla konuşmaya devam etti:


Hayır, tanrıları diriltmeyeceğim. Hayır, siz kendi sesinizden başkasını duymazsınız. Ne benim ne de diğer tanrıların yakarışlarını duymadınız. Tanrılar öldü sanıyorsunuz, ancak hayır, gerçek tanrılar ölmedi, onlar hep sizin aranızdaydı. Onlar sağlayageldi aranızdaki düzeni asırlardır. Dünyayı aydınlık kılanlar da, köşe bucak sizi izleyenler de onlardı. Biz varken bile siz hep onlara tapıyordunuz. Bizler birer kukla gibiydik sizin için. Gerçek tanrılarınız bunu istedi çünkü. Onların yanınızda olduğunu bilseydiniz yukarıya bakmazdınız.


Alın sizin olsun kutsal zanaatların devindiricisi ateş! Biz eski tanrılardan size armağan olsun bu. Bize ihtiyacınız yok artık.


Son sözlerini söyledikten sonra omzundaki kartalı özgürlüğüne kavuşturdu. Elindeki meşaleyi insanlara fırlattı ve kendini sarp kayalıklardan aşağı bıraktı. Eski tanrılardan hiçbiri yaşamıyor artık.