Tanzimat döneminde ortaya çıkan bütün fikir hareketlerinin esas nedeni devletin düştüğü zor durumdan kurtarılmasıdır. Bu dönemde ortaya çıkan akımları dört madde ile inceleyebiliriz.



a. İslamcılık (Ümmetçilik)

Osmanlı Devleti toplum yapısı olarak çok uluslu bir devletti. Fakat Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımı ile birçok çok uluslu devlette olduğu gibi parçalanmalar görülmüştü. Halkta var olan azınlıklar hem devletin güçsüz durumundan yararlanmak adına hem de kendisini destekleyen güçlerden destek bularak bağımsızlık istemeye başlamışlardı. Osmanlı Devleti aydınları da bu sorunu görerek önlem almak istemişlerdir. İslamcılığın temel düşüncesi Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan bütün Müslümanların dini bağlar ile bütünleşmesidir. Birçok aydına göre eğer resmi politika İslamcılık olursa devlet tekrar eski güçlü günlerine dönebilirdi. Madden ve manen medenileşmek ve gelişmek için İslam’a sarılmayı öngörmüşlerdir. İslamcılık asıl gücünü, asıl mühim destekçilerini II. Meşrutiyet döneminde kazanacak olsa da Tanzimat döneminde ortaya çıkan ve temelleri atılan bir fikir akımı olması sebebiyle dönemin mühim fikir hareketlerindendir.



b. Türkçülük

Fransız İhtilali’nin ardından ortaya çıkan milliyetçilik akımı yukarıda bahsettiğimiz gibi Osmanlı Devleti'nde toprak kayıplarına yol açmıştır. Bunun farkında olan Türk aydını da milli bir bilinç oluşturmayı ve Türk kimliğini, Türk adını öne çıkarmayı amaçlamıştır. Böylelikle azınlıkların karşısında durabilecek bir milli bilinç oluşacaktır. Şüphesiz ki ihtiyaç duyulan milli bilinç devletin girdiği ve gireceği savaşlarda da mühim rol oynayacaktır. Dönem Türk aydını Türk kimliğini öne çıkartarak Türkçülük fikri hareketinin temellerini de Tanzimat döneminde atmışlardır. Türkçülük akımı asıl gücünü 2. Meşrutiyet ile kazansa da temelleri Tanzimat döneminde atışmıştır. Bunu şuradan da anlarız ki mühim temsilcilerinden Ziya Gökalp’in, milli edebiyat dönemimizde yaşadığını bilmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Fikirlerimin babası Ziya Gökalp olduğu gibi hislerimin babası da Namık Kemal’dir.” diyerek Türkçülük akımının hem kendi üzerindeki etkisini hem de temellendirmesini bizlere düşündürmektedir. Atatürk’ün sözünden de anlayacağımız üzere Türkçülük fikri yapısının biraz da temel ve romantik yapısı Tanzimat döneminde oluşmuştur. Namık Kemal, döneminde her ne kadar Osmanlıcı olsa da hem Tanzimat içerisinde hem de ilerleyen dönemlerde Türkçülük akımı için yol çizici karakterlerden biri olacağını söyleyebiliriz. Elbette Türkçülük akımı asıl etkisini ilerleyen dönemlerde gösterecektir.



c. Osmanlıcılık

Tanzimat devrinde ortaya çıkan fikir akımlarından biri de Osmanlıcılıktır. Devletin yaşadığı toprak kayıplarını ve azınlık sorunlarını çözmenin Osmanlıcılıkla olacağını düşünmüşlerdir. Fikrin temel yapısı şöyledir: yukarıda da bahsettiğimiz gibi Fransız İhtilali dünyaya bir ulus-devlet, yani milliyetçilik fikri doğurmuştur. Buradan çıkan milliyetçilik fikri de çok uluslu olan imparatorlukları içten çökertmeye başlamıştır. Birçok Türk aydını bunun farkındadır ve bunun çözümünü Osmanlıcılıkla olacağını düşünmektedir. Osmanlıcılık, Osmanlı Devleti'nde yaşan bütün vatandaşların; din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin Osmanlı olduğunu ve yüzyıllardır olduğu gibi tekrar Osmanlı adı ve himayesi altında bir araya gelmeleri gerektiğini söylemiştir. Namık Kemal’in meşhur Vatan Şarkısı şiirinde sık sık tekrarladığı “Osmanlılarız, can verir nam alırız biz” mısrası dönemin içerisinde var olan fikri akımı bize daha somut olarak göstermektedir. Tanzimat döneminde başlayan ve büyük etkilerini gördüğümüz bu akım 1912 senesinde Arnavutluk kaybedildiğinde etkisini yitirecektir.



d. Batıcılık

Dönemde var olan mühim akımlardan sonuncusu Batıcılıktır. Batıcılık, Batı devletlerinin gelişmişliğini kabul ederek onlardan feyz almayı savunan akımdır. Batıcılar, Batı gibi olarak düzen ve gelişmişlik sağlanabileceğini düşünmüşlerdir. Batı’nın sosyal, siyasi ve ekonomik olarak gelişmişliğini kabul eden Osmanlı Devleti, birçok evladını eğitim almak için Batı’ya göndermiştir. Namık Kemal, Şinasi gibi devrin önde gelen birçok ismi Fransa ve benzer ülkelerde bulunarak eğitim almıştır. II. Mahmud döneminde etkili olarak başlamıştır. Devirde çok da büyük bir ses getirmese de devrin aydınlarının yetişmesinde önemi olduğu düşünülebilir. Diğer fikir akımları gibi Batıcılık da II. Meşrutiyet’le birlikte güçlenecektir.

Tanzimat döneminde ortaya çıkan bu dört akımın yanı sıra dönemde etkili olan fikir akımlarından olan Pozitivizm, Materyalizm ve Rasyonalizmden de bahsetmekte fayda vardır.



e. Pozitivizm

Terim Fransızcada “kesin, kanıtlanmış” anlamına gelmektedir. 19. Asır ile birçok Avrupa ülkesinde yaygınlık kazanmıştır. Auguste Comte, kurucusu olarak kabul edilir. Daha ziyade felsefi bir akımdır. Zaman içerisinde farklı yorumlar ile farklı boyutlar almıştır.



f. Materyalizm

Kelime anlamı “maddecilik”tir. Evrende var olan her şeyin bir maddeden ibaret olduğunu düşünen fikir akımıdır. Metafiziksel alanı reddeder. Yaşanılan her durumun, her duygunun nedeninin maddi olduğunu savunurlar. Daha ziyade “tanrıtanımaz” bir akım olarak görülmektedir. Madde ruh ayrımı yapmayan, her şeyi maddi bir bütünlükte değerlendiren fikir hareketidir. Eski Çin ve Eski Yunan’a kadar temellendirmesinin yapılması mümkündür.



g. Rasyonalizm

Kelime anlamı “akılcılık”tır. Bilginin kaynağının akıl olduğunu ve doğru bilgiye ancak düşünerek ulaşılabileceğini söyleyen fikir akımıdır. Rasyonellere göre kesin bilginin örneği matematik bilimidir. Hakikate, eşyanın bilgisine sadece akıl ve düşünce ile ulaşabileceklerini düşünürler. Eski Yunan’a kadar dayandırılabilmektedir. Kant, Hegel gibi önemli temsilcileri vardır. 





Yazar: Musa Can Demiralay