Geldiğini anlardım sokağın köşesinden döndüğünde,

Üstünde kadifemsi elbise olurdu; Eylül’de,

Bir umut bekler dururdum;

Bulabilir miyim kalbinde bir yer diye,

 

Babam çatıya çıkmamı yasakladı,

Seni görmeye çalışırken kömürlüğe düşünce,

Öyle kolay vazgeçemezdim,

Bu sefer doğruca gittim Sami abinin kahveye,

Uğrardın her gün yanına; baban sonuçta,

Yeterdi bana o birkaç saniye,

 

Ateşler içinde yanarken gece hasretinle,

Sayıklayıp duruyormuşum adını anam dedi,

Olmaz oğlum farklısınız derdi inanmazdım,

Babam göçüp gidince Sami ustanın yanında çırak olunca anladım,

Babanı ustam diye ansam da; gözüne girersem seni bana verir sandım,

 

 İstemeye geleceklerini duyduğumda,

 Sararıp sararıp morardım,

O deyyus giremesin diye evin önünü kapattım,

Geldiğinde yumrukla dudağını patlattım,

Üç kişilermiş ikinci yumruğu yiyince anladım,

 

 

Baban sesleri duyarak çıkınca,

Sokağın ortasında ayaklarına kapanıp yalvardım,

Bir tekme de o atınca yığılıp kaldım,

Son çare cigaramı çıkarıp yaktım,

 

Dumanıyla uçup giden hayallerime yetişmek istedim,

 Ayağa kalktım,

 Bu sefer cigarayı değil; çakmağı kendime çaktım,

Aşkından yandım, kül oldum; uzaklara savruldum,

Evinizdeki vazonun üstündeki toz oldum,

Sen sildin ben yok oldum…