Yağmuru fark ettim önce,

Benimle konuşuyordu sanki.

Çağırıyordu himayesine

Hasretli hasretli yağarken...

Hışırtısı kulaklarımı gıdıklıyor,

Beynimin içinde gezintiye çıkıyordu adeta.


Bahçeme çıktım.

Buluşmuştuk sonunda.

Beni karşılarcasına hızlandırdı yağışını,

Sarıldı bana büyük bir şefkatle...

Ben çekingendim başta oysaki,

Bitkilerime neler yaptığına baktım.

Yapraklara baktım, okşadım.

Ama -tahminen solucanlar tarafından- yenmiş ve çok az parçası kalmış

Yaprakları okşadım.

Delik deşik, ama güzelliğinden bir şey kaybetmeyen, ıslak

Yaprakları okşadım, o oldum adeta.


Dolandım biraz...

Artık hazırdım.

Yağmurla bir sevişme hazırlığı yaptık.

Ben yüzümü yukarı kaldırdım epeyce,

O şehvetlice dokundu yüzüme,

Boynuma, göğsüme...

Dudaklarımda bitti.

Hafifçe içtim.

Gözlerime dokundu, oradan da yanaklarımdan akmaya başladı.

Ağladım mı, yoksa yağmur damlası mıydı yüzümden akan yaş, bilmiyorum.

Fark eder mi zaten?


Epey uzun bir süre seviştik, hasret giderdik.

Havanın soğuk olmasına karşın,

Damlaları beni ısıtıyordu.

Koruyordu soğuktan,

Biliyordu, çok çabuk hasta olurum, yataklara düşerim...


Yağmuru fark ettim sonra,

Akşamın yedi buçuğunda

Annemin beni bakkala göndermesiyle.

Yağmur zaten anlamış olacak ki, hızlandı birden.

Heyecanlı güya!

Aldım parayı, çıktım bir aceleyle.

Son anda elime tutuşturulan çöpü atmak için

Konteynera kadar giderken,

Bana sarıldı durdu.

Sağlam ve sıkıydı bu sarılmış.

Ben de heyecanımdan olacak ki,

Maskemi unutmuşum.

Döndüm, camı tıklattım, maske istedim.

Maske ve şemsiye verdi teyzem.

Kabul etmedim şemsiyeyi, edemezdim

İkimiz de darılırdık

Maskeyi kapıp buluştum yine onunla.

Aldım bakkaldan istenilenleri.

Bakkalcı amca severdi beni.

"Neden şemsiyesi falan yok bunun?" bakışı attı bana.

Umursamadım, neticede o da takmadı pek.

Çıktım ve

Başladım yolu uzatmaya!

Yağmurun kollarına kendimi bırakmaya.

Kokusu...

Beynimi, vücudumu uyuşturan kokusuna bayılırdım, bilirdi bunu.


Kısacık saçlarım artık tamamen sırılsıklamdı.

Elimle kabaca karıştırıp durdum.

Güzellik değildi umrumda olan,

Hazdı, şehvetti.


Ev yoluna yaklaştıkça ikimizi bir burukluk

Bir hüzün kapladı.

Veda etmekten çekindim.

O son defa var gücüyle damlalarını yüzüme çarptırdı.

Kızmıştı, belli.

Ama biliyordu, yeniden kavuşacaktık elbet.


Evde annem yağmura kızdı

Beni ıslattığı için.

Bana kızdı,

Şemsiye almadığım için...

Hah!

Şemsiyeleri hiç sevmezdim zaten.

İnsan bu denli bir güzellikten neden kendini korur, saklar?


Hadi, yağ yine.

Biliyorum, dargınsın.

Yarın bekleyeceğim seni.

Gelmezsen içim buruk...

Öylece bekleyeceğim seni.