Batan güneşin ardında bıraktığı tonların

güzelliğiyle büyülenirken ruhum,

Kötülüğün tonlarca ağırlığı altında

eziliyor bedenim.

Gördüğüm şeyleri anlatmaya çalışırken zihnim,

İsyankar kalbimin bağırışlarını duyuyorum derinlerde bir yerde.

Kabul etmek istemediği çok şey var.

Ve görmek istemediği dünyalar.


Zihnime söz geçirmek biraz daha kolay.

Ama o da gördüğü her manzara,

Okuduğu her cümle

Ve duyduğu her söz karşısında

"Evet, doğru!" diye haykırıyor.

Ama,

her şey doğruysa

yanlışlık bu hayatın neresinde?

ve gerçeklik diye aradığın şey ne?


Dilim ise biraz fevri.

Zihnimin ve kalbimin savaşı,

İki dudağımın arasından çıkan

kelimelerde saklı.

Söylediklerim,

Hissetiklerim ve düşündüklerimin karmaşası.


Zihnim,

Kalbim,

Dilim...

Bu üçünün birleşimi "ben"im.

Ve üçünü keşfetmediğim,

üçünün de bir ve beraber olduklarını

bilmediğim sürece;

Ne söylediklerim

Ne düşündüklerim

Ne de hissettiklerim

Benim.