atlıların susuzluğu mevsim olmadan niye

durağan, eskiyen ve bana eriyen güneş kimin

ol'a rağmen

inandık

hayatın gerilmeye müsait bir yüz kası olduğuna

inandık irkilmiş bir vücudun

çekülsüz duvarlara bile tırmandığına

yazık ki bizi taptığımız topraklara gömdüler

bundandır yüreği bıldırcının amansız çarpıyor

bundandır topraklar

bizi dünya gözüyle gördüler


bu haritayı hanginiz çizdi?


yolun bitmesine bile razıyken

telaşlara teşne olmam bunun için mi

biliyorum ne de olsa bizi artık hiçbir koşu yormayacak

ne bir koku

ne de daha önce bükülmüş bir bileğin zapt ettiği yumruk

dişim sıkıldı uzayacak bir yol ne kadar uzaksa artık


sen mezar değilsin

sen mezar değilsin

beni isalara benzeten çarmıh


sırf bu yüzden bizi kollarımızdan tutup

atımızdan indiren zamanı cellat bildik

vurduk vurulduğumuzdan fazla ama

dayaklar yiyerek kendimize bir kavga edindik

bir düş

sokakları dövdüysek de uçtu rindlerimizin üstünden

mağlupluğumuzu yatay ve bucaksız ağlayan bir kuş


bu haritayı hanginiz çizdi?