Burnumdan üflediler ruhumu

Adım gibi


Kaldırımların yokuşu yaralayan yerinde

Kendini yola vuran kitap

Beşiktaş’taki ağaca çakılan plaka

-Yokluğu bir yere gidecek sanki-

Elimdeki kirin pası

Plakaya yanlış çakıldığı için eğilen çivi

Bana öpülmeyi öğreten kadının omurgası

Dahi

Kırık tarak kemiğime dokunmadı

Ne intiharı gitmek diye tarifledim

Ne de Allah’ı teke tek yakaladım


Adım değil bu

Göbek bağıyla ayaklarıma pranga vuruldu


Bir annenin başını eğmek fiili Deniz

Ölüm leçeği

Meleklerin kanına bağlanan


Gereği düşünülmeyen dava

Fazla varsa oğul doğur!

Ve büyüyünce getir bana

Bak baba, gitti diyecekler yanlış

Söndü diyecekler doğru

Ama sanırım birlikte döneceğiz 

Tek yürüdüğüm yolu

O gün iki cümleyle irkilecek cehennem

-Ekber beni sordu mu?

-Avucumdaki ateş soğur mu yumruğumu sıksanız


Buradayım işte yıkılmaya bir temmuz kaldı

Galata’nın açtığı delik ellerimdeki

Kesiğe üfledin adımı

Kulağımı kirişe değil

Sura dayadım