Elimizde soda şişeleri ile yürüyor ve kim bilir nelerden bahsediyorduk. Dalgındık; küçük bir yokuştan aşağı inecektik az sonra. Hemen solda mahalleli kadınlar kaldırıma oturmuş çay içiyorlardı. Ben, hemen yanında mı yoksa biraz önünde mi yürüyordum, hatırlamıyorum. Kesik kesik bir şeyler söylediğini duyunca geri dönmüştüm. "Midem... Köpüğü bulandırdı... asidi galiba..." Bunları söylerken yüzün de ekşiyordu bir yandan. Sonra bir kaç adım atıp yolun kenarına eğildin.


Hemen yokuşun başında, iki evin arasında küçük, dar bir boşluk vardı. İçinde naylon poşetler, izmaritler, pet şişeler... İşte oraya kusmaya başladın. Mahalleli kadınlar yüzlerini bize çevirmişlerdi. Yardım mı etmek niyetindelerdi yoksa ayıplıyorlar mıydı, anlayamıyordum. Hızla yanına gelmiştim, sonra ve avuçlarımı açmıştım önüne doğru. Neden böyle yapmıştım? Basit bir refleks miydi bu? Şu virane yol ve küçük pis boşluk kirlenmesin diye mi uğraşıyordum? Kim bilir, belki de daha az ayıplanmak istiyordum.


Az sonra avuçlarım, midenden taşanlarla dolmuştu. Ilık yemek parçaları ve az önce içtiğin sodanın köpüklü suları... Beni öyle görünce, koltuğunun altındaki poşeti çıkarmış ve ellerimde birikenleri onun içine aktarmıştın. "Yavru, ellerin berbat oldu." demiştin buruk bir sesle. "Az ilerde çeşme var kuzum, yıkarım; merak etme." demiştim.


Doğrulup yürümeye başladığımızda mahalleli kadınlara dönüp "Ablalar, eşim hamile. İki ay önce öğrendik biz de. Karnına bakınca belli olmuyor ama öyle işte. O yüzden kustu." diyesim geldi. Hatta içimden söyledim de ve bakışlarımla da anlatmaya çalıştım galiba. "Eşin hamile olduğu ve bu sebeple kustuğu bakışlarla nasıl anlatılır?" diye sorma. Ben anlattım, onlar da anladılar bence.


Bak ne diyorum; midendekiler avuçlarımın arasındayken, zerre kadar tiksinti gelmedi, biliyor musun... Çeşmeye kadar öylece yürüyebilirdim de. Ne garip; insan yaşamadan kendini bile tanıyamıyor. Bir gün sorsalardı, yapamam derdim bence böyle bir şeyi. Ama o gün, diyorum ya, zerre kadar...


Bence mahalleli ablalar senin gebe olduğunu ve bu yüzden kustuğunu, avuçlarımdan ve o halde hiç kıpırdamayışımdan anladılar. Sen bilmezsin; ne açık göz, ne kaçın kurasıdır onlaaar...


Kuzum, o günü düşününce aklıma hep şu soru geliyor; o akşam avuçlarımın bana hissettirdikleri, sana olan sevgim miydi sence?


2 Temmuz 2021

Gültepe