bütün malûm materyalin dişlenerek söküldüğüdür;

iki ucu gergili, iki ucunda anlamsız bir tirat vardı

hep yetersiz kalışını seyrettiğim iltihaplı dinginlik...

bakıştım yalnız, kalmadı istem, cazibe ve talep

ve ah o gençlik omuzlayan histerik hikâye 

nerede biteceğini bilmeden düşledim seni 

mürekkeple akmayacağın belliydi ama,

boşuna değil deyip geçtim bu gençlik


beni alırdım, çoktan çıktığım bir çığırdan 

doğruluk payını kızıştıran canımdan bezgindim 

belki bu yüzden ben oldum, inkâra secde kavuşturan 

çünkü yapayı ve dahi tiksindiriciliği iş bellemiştim 

____


başkaldırı kavramının ağza alma utancı,

başkalarının doğrusu, sevinci, hezeyanı 

yüceliğimize çöreklenmiş sığ kederdi aslında

fakat her nasılsa, alışmış hatta aşılanmıştık;

bir zamanlar karşısında olduğumuz saçmalığa 


bazen kaybın ne olduğunu düşünürüz 

yahut hangisini sayalım diyerek biter başlamadan 

çünkü bütün bu sisin altına bizler de gömülüyüz 

ve nihayet bu kabulleniş faslı mübarek sayılır da

beli büküklük ululanıp yükselir aramızdan


iki çift lafın gereksizliğini fark edip susarız artık 

ne söylenecek söz vardır kimseye 

ne de manalı bir bakışı tercih etmeye gerek 

vazgeçişli bir tahsilden sonra,

aklımızda yer açmışız sanki delirmeye