içime döneceğim,

ama hangi yolla?


bazen bir gün sadece olur ve biter,

-sadece bir gün olsa, ben bile katlanırdım.-


ezilen her yanımı bir zırh gibi üstümde taşıyorum

benim yanımdan böyle çekip gitmek kolaydır.

en çok ben anlarım bırakılıp gidilmeyi ve günlerce hak veririm.


bana ait olan ne varsa en çok beni korkutur!

size ait olan ne varsa en çok onu anlarım.


Siz de bir Allahlık var.

her şeyi bilmek,

emin olmak.

yürüdüğün yoldan,

gideceğin yerden,

adımlarının hiç karışmayacağından.


dünyaya ait olan ne varsa sizde yüce.


ben kendimi linç ederim,

-Tanrı öfkeniz uzak dursun-

size bile bırakmam.


benim çocuk yanım bir yatağın köşesinde,

sizin asla bulamayacağınıza emin olduğum bir yerde tir tir titriyor.

saçlarını seviyorum, bebek gibi ve savunmaktan lacivert gibi yoksun.

o da isterdi bir ufuğa gözlerini dikip umut dolu bakmak.


bazen onun yumruklarıyla gecelerim kesildiğinde,

ona bile hak veririm-

''bak sen çok haklısın, ama bu gardın altı çok ağır''


biliyorum dünya bir ufuğa bakıp iç geçirince , umut dolu yaşanır.


ama bak, geriye dönüp bak.

ben neye dokunduysam kan içinde.

bak,

ne varsa gözlerini silinmez yaslar bürümüş.


kendimi-senden

kendimi-sizden

kendimi-dünyadan.

ve her şeyi kendimden.


yaralarım evcilleşmedi,

her gece aynı titreyen çocuğu öpmek,

zırhımın altında etimi deşiyor.


şimdi içimden

delirmem

geçsin

diye

beş'e

kadar sayacağım.