BİR ZAMANLAR BİR ELİF'İN ZİHNİMDE ÇAĞRIŞTIRDIKLARIDIR...
/
bir çocuk kapı önünde
ince zarif ciddi bir çocuk
pazartesi sabahı kuşluk vaktinde
nasıl ki gitti diye babası
her pazartesi kuşluk vaktinde
gelir diye babasını
durur bekler dolu gözlerle
/
durur bekler köpeklerin sesini
yüreğinde biriken hazzın sesiyle
kendi hazanıyla kurduğu bahçede
bir yaprak hışırtısını öyle bir bekler ki
bozacının sokakta beliren gölgesini
ansızın çıkagelecek babası sanır
/
güneş doğar fakat baba gelmez
bir ufuk gibi bekler yine de çocuk
güneşten babasını
/
günler geceler intizarla geçer
soğuk mevsimler de bir bir geçer
kurumuş bir ekmeğe döner hayat
rutubet kokan odasında çocuk
kendisini taşıyacak babasını arar
/
evin her köşesi bir zindan olur
her zindan köşesinde baba gülümser
perde perde olur gövdesi babanın
çocuğun kararan gözlerinde
/
ay kızıllığında yüzü ısınır
şehrin sessizliğine gömüldükçe çocuk
şehrin sessizliğini ruh gibi okur
ürkek bakışlarına ihanet düşünce
her gece ruhunun bir paydosunu
kalın duvarlara kazır bu çocuk
/
bir mevsim gelir bir mevsim gider
zaman çepeçevre kuşatır saatleri
çocuk büyür küçülür hayalleri
güneşe umut yakışır diye
sabahı hiçbir gece reddetmez diye
kendisine yazlık elbiseler bulur