Çıplak Ağaçların Uğurlaması


Seni bulamadım.


Uyutmuyor kanımda gezdirdiğin simya

İçimde eziyor merhemini,

Bana vermiyor.

Yandıkça, ah ettikçe kahkahalar atıyor.

Dönüyorum Veysellikten

Utanmıyorum utanmıyorum ama,

Ağırıma gidiyor.


Ben ölümü yürünür yol mu saydım

Ürkmez misin düğmelerimin kopmasından

Dokunur ateşlerine koyduğum bakışlar

Öyle ki tuttuğum soluk bile çırpınır

Çarpışır cehennem akla gelir.


Çıkışlarında rastlaşıyorum şehirlerle

Yalçın yüzlü dağlara vuruyorsun tokmağını

Beni bir kere unutsan sızıp kaçacağım dünyadan

Ya da bir kere uyutsan,

Çocukluğuma uyanacağım bu karanlıktan


Bulamadım.


İstemekten hallaç ettim devvarı

Şairlere, hükümranlara eğildim

Sordum kanlı hançerlere, gelin mihirlerine

Bilmeyiz bile demediler.


Şimdi evvelime dizilen bu çıplak ağaçlar

Lanet biçerek uğurluyor beni

Bir emanet gülüş koyuyorum uzayan her şeye

Zikrediyorlar haylıyorlar uzaktan uzağa

Hayrana düşüyorum düşünmekten

Aklımı içiyor suya doymuş topraklar,

Yine de bana benzemiyor.


Ben kara çalınmışların ilk yüzü müyüm?

Uykusuz gecelerin gündüzü müyüm?

Puştun, namerdin özü müyüm de geçirmezsin beni balçıklarından!


Ama yok,

Belki sen benim halimin ehli olaydın

Bu taşlara sen sürülüp bu baş dönmesinden bayılaydın

Ben uzatırdım aşiyanlarımı

Sarıp sıcaklardım neden mi?

Gönlüm gitmezdi bir damla suyun deryasına çektiği hasrete


Bulamadım.


Dilini ahtine kestiren bir keşiş gibiydim

Vazifeler şaşırdım

Alışamadım yaşamdaki ölümlüğe


Kuruluyor şimdi yollarım soğuğuyla önüme

Dönüp yüzünü arayamıyorum.


Dönüyorum gelmediğim bütün şehirlere

Dehrin yakasına yapışamıyorum.




Fotoğraf: Semi