ince bir bilek taktım gümüş bir bileziğe

güzelce tarayıp sakladım saçlarımı

dünden sağ çıkan kuşlar bugün ölmesin diye

topladım avcıların sapan ve taşlarını

onları nereye saklarım bilemedim

bir suçu nereye saklarım bilemedim


sığındığım beldede yaşlı çocuklar vardı

bir cübbe getirdiler, kirliydi, ses etmedim

önce tokmağa baktım, ardından teraziye

neyse ki hünerliydim çatmakta kaşlarımı

artık çirkinim hangi uykuya yatsam da

işbu kirli beldede boşalttım ceplerimi


kelimeler döküldü, yuvarlandı öğütler

hepsini toparladı yöre haramileri

borç kapandı böylece dedi en yaşlı çocuk

tutamadım, tut demişti babam şu nasihati

bir tüccara uğradım gitmeden, evvelde

avcıların meskeni imiş meğer bu belde

tüccar sapan satarmış üstelik o vakitler


gümüş bir bilek taktım ince bir bileziğe 

güzelce derleyip sakladım suçlarımı

eski aynalardan sordum gençliğimi

cebimdeki taşı gördüm, elimdeki sapanı

ve önümde onlarca kanatlının ölüsü

onları nereye saklarım bilemedim

bir kuşu nereye saklarım bilemedim