kaygısız bir bahar gününde hissettiren şarkılar

filmler, hatta insanlar

ve hayvandan farksız benliğimle ben

insan topluluklarının içinde dolanıyorum

elimde hayatın derinliklerini anlatması gereken eski kitaplar.

bir başımayım

ne zaman yalnızlaşsam,

tanrı'ya yakınlaşıyorum.

kendimi kızılötesi ışınlarla görsem

şahidi olacağım içimi kaplayan bu kara duygunun

kelepçeleyeceğim karanlığı.

ensemde esen rüzgarın irkintisi 

ölümün parmak ucumdan çıkacağı günü hatırlatıyor

halbuki ben, ne ölümü ne yaşamayı hayal ediyorum.

bir plan yapsam içime, yarın öleceğim doğuyor

kendimi hızla susturuyorum, düşünceler akıyor

lakin akan bir dere ne kadar amaç taşıyorsa o kadar

bir çocukla göz göze geliyorum

arapça sesler çarpıyor kulağıma 

telepati yoluyla aramızdan atomlar akıyor 

neden bahsettiğimizi anlayamıyorum.

annesi elinden tutuyor

ben ellerimi koluma yaslıyorum

kitaba dönüyorum çaresizce 

içimde her şeyin sırrını öğrenme açlığı

zihnimde hayatın basitliği tezatı

hayatı anlamak için hayattan kopuyorum.

sakalları birbirine girmiş biri elinde iki paketle öteme oturuyor

ne kadar diyorum, hiçbir şeyim yok

"kara sıfatlarla hayatı sorguluyorum"

hazmedemiyorum kelimeleri 

kaygısız bir bahar gününde hissettiren insanlar

nerede şimdi?

olabildiğince kaygılıyım

ve olabildiğinde öfkeli 

annelerin sıcak elleri ile çocuklarını kavramasına

gürültünün sarhoşluğuna.

bir başıma hayatı çözmeye çalışıyorum

bir çocuğa bakıyorum aniden

nasıl saf mutlulukla kıvrılıyor dudakları...

şaşıyorum 

elimi ilk defa sobaya götürmüşçesine irkiliyorum

minareden tanrının sesi duyuluyor

kıskançlığımdan hüngür hüngür ağlıyorum.