Aklım gider, duş sonrası dökülen saçları toplarım içinden tek tek. Kendi halatımı kendim örer, keyiften ıkınıp köşe çıkarırım üç-beş.


Denedim. Hala annemle bindiğim o otobüsteyim ama. İlk kez çıkıyorum uzun yola, İstanbul'u bilmem. Kilometre nedir, burada nereye işenir?


Kedimin yüzüne bakasım gelmiyor.

Varmış bir şeyler, ben de az tırı vırı değilmişim. Seviyorum keratayı ama onun bile etrafımda olması rahatsız ediyor bu ara. Hiçbir canlının gözümün içine bakmaması lazım. Yemeği suyu koyup uzaklaşıyorum bacaklarıma sürünmesine fırsat vermeden.

Sonra uyuyor, izliyorum. Nasıl güzel. Bihaber her şeyden, bir patiyi koymuş alnına. Bacakları çekmiş karnına. Başını seviyorum, mırıldanıyorum.

Evden çalışırken darlayan patronların cinsel yönelim karmaşalarıyla yüzleşemiyor olmalarından ötürü pasif agresif davrandıklarını düşünüyorum.

Uyanıyor.

Odama almıyorum. Böyle inatlaştığımız zamanlarda yatağıma işiyor. Ben de senin kumuna sıçacağım orospu evladı diyorum. Dediğimi bir kendim anlıyorum.


Ne kadar kaldı?


Balkona çıkınca üzülüyorum, içeri oturup televizyonu da açmıyorum. Kolumdan tutup zorla oturtuyorum, böylece artık kendimden kaçmıyorum.

Biraz da sen uğraş kahpe.

Sürekli evi süpürüyorum, pırıl pırıl namussuz ama katlanmamış 9 makine çamaşır var odada.

Pedler pahalanmış. Mantar tıpa şart oldu. Rahmimi ciğerimde marine edeceğim.

Bazen bilinç dediğimizi bir kavram olarak keşfedebilmiş ama ona tümüyle yanlış tanımlar verdiğimizi düşünüyor ve gerçek bilincin neye benzediğini hayal etmeyi deniyorum.

Biberiye suyu saç uzatıyormuş. Evde bir sürü kozalak var, ne alakaysa. Sik sik işler.


Ne kadar kaldı?


Hepimiz sustuk gibi sanki aynı anda. Konuşanlar var, geziliyor sokaklarda. Hani krizdeydik, don var hepinizin kıçında?

Ama anlatabildim sanıyorum. Sustuk. Hissetmedik bir şey. Sormadık, bağırmadık. Birbirimizin yüzüne bakmadık diğeri konuşur diye belki.

Başımız eğilmedi de hepimiz kaldırımda dolar arar gibi yürür olduk.

Eve sürekli 1.5 litre 6'lı su söyleyip hepsini açıyor ve hiçbirini bitirmiyorum.

Boynum sürekli ağrıyor.

Hiçbir şeyi bilmediğimiz ve etik dahil pek çok konuda anladığımızı sandıklarımızı bile insan doğasının çirkinliği/öngörülemezliğinden tamamen soyutlayarak içi bomboş bir küstahlık ve tanrı kompleksiyle yanlış yorumladığımızı düşünüyorum.


Bazı jenerikler, bazı projelere çok fazla olduğu için canım sıkılıyor. Bütün dereotunu yedim.

Minare bana bağırdıkça ben de ona geri bağırıyorum. Saygısızlığı kaldıramıyorum, 2023 oldu yıl. Kendinize gelin.

Kendileri de teşrif edecek miymiş?

Sükunete davet ettim.

İcabet ibadettir. Cesaret de bir noktada ferasettir.

Her şeye maş fasulyesi koyuyorum kontrolsüzce.

Çamaşır suyu bitti.

Bazen masadaki cam pipeti kulak hizama yerleştirip avuç içimle kuvvetlice vurmak istiyorum.

Bir makine daha çamaşır atayım.


Ne kadar vardı?


Annem uyumuş.

Otobüsün camlarını yıkıyorlar, keyfim yerinde.

Arka koltuktaki osuran teyzeyi dinlenme tesisi tuvaletinde bıçaklamanı

n dayanılmaz hafifliği.


Ne kadar vardın?