Kendime ve hayata dair yazıp kenara not aldığım şeylerin yerini, harcamalar, fatura toplamları ve alışveriş listeleri aldı. Büyümek ya da adına büyümek dersek -ki hiç olmadığımız kadar küçük kaldığımız bu dünyada- sanırım buna benzer şeyler. İçip sabahlara kadar düşündüğüm gecelerin yerini, erkenden uyuyuşlar ve kan ter içinde irkilerek uyanmalar alıyor. Söylediklerimden daha fazlası var. Kimin haykırışıydı bu hatırlamıyorum ama doğru. Kıymetini kaybeder vücut bulan kelimeler ve kıymeti dile gelmemesindendir söylenmeyen düşünceler. Uzun bir süre yalnız kalan bir adamı yalnızlıkla korkutmak, balığı su ile korkutmaya benzer. Ancak vardır herkesin bir aşil tendonu ve bu kimi zaman serseri bir ok ile vurulmaz. Kiminin aşili ailesidir, kiminin paradır, kimininse daha doğmamıştır. Uzun ve sancılı günlerde mutluluğu anımsıyorum. Nasıl bir şeydi? Neye benzerdi? Saçları uzun mu kısa mıydı? Ya da saçı var mıydı? Güneşli günlerde mi mutlu oluyorduk yoksa bulutlu havalarda mı? Yabancılar ile mi yoksa tanıdığımız sevdiğimiz ya da bir zamanlar sevdiğimiz insanlarla mı? Deniz kıyısı mıydı mutluluk? Yoksa bir konser bileti mi? Şimdi ben bile uzaktan görsem tanımam onu. Kendimi? Onu hatırlamıyorum bile. Belki de tanımıyorum, ne yer, ne içer, neye sevinir neyden korkar, neye sinirlenir, neyden kalbi kırılır... Sahi, kimsin sen? Sahi biz seninle tanışmış mıydık?