Sana ellerimde siyah inciler getirdim.

Beyaz olanları almışlar hep.

Sana kırıntılarımı bir kitap ayracında,

Sabaha karşı beş nalburlarında getirdim.

Birikmiş birkaç cümlemi,

Öznesizliğimi, çoğul türkülerimi...

Sana birikmiş yoksul aylarımı getirdim.

Şubat soğukluğunu, mart kimsesizliğimi,

Mayısı, haziranı...

Sana gelirken beş meteliksiz,

Islak, aç ve susuz...

Parmaklarım içtiğim meret kadar

Kokmuş ve kararmış azcık.

Olsun, sana kötü yanımı da getirdim.

İyi yanları hep götürdü gidenler...

Bu sarı ayların verimsizliğini,

Kör bıçak,

sağır dilsiz...

Sana bir yığın eylül getirdim.

Yedek terliklerini verirsin diye

Yalın ayak geldim dizine

Maksat ayağım ayağına değsin.


Serip önüne bir dizi çaresizliği,

Eylül alçak ve kırmızı şimdi.