Söyleyemem

Beni güçsüz görme

Bir güzel gün vadedemedim kendime

Sana olsa dökerdim ceplerimi ki

Ceplerimden taşla ezilmiş gazoz kapakları,

Yeni Harman paketinden kâğıt para,

Uğurlu, uğursuz beyaz deniz taşı vardır varsa

Adam olamamışlığım gelir gözümün önüne

Gelir, gitmez ürküyorum.


Öylece oturur kalırım bu taburede

Genç kadınlar kanaviçe işler belediye kurslarında

Bir ihtiyar kırmızı şerbet doldurur bardağıma

Toza toprağa dalar gözüm

İştahsızlığım sevmeye değil ama

Senin böyle güzel olman zoruma gidiyor.


Bir yol bulmuş gibi aydınlanırım

Israrla parmak kaldıran orta sıra öğrencisi gibi

Beni cebine koysana derim.

Gülersin, gülerim;

Uzağa bakarsın, toza toprağa dalarım.

Utanırım, özür bile dileyemem.


Ama beni kaldırıp götür

Duraklarda durmayı, yollarda yürümeyi,

Çarşı esnafıyla konuşmayı öğret isterim.


Söyleyemem

Hâletin böylesinde seviyorum denir mi?

Susturursun müstehzi kesilen yüzümü

Yanımda olmasan ağlarım ama

Yanımda da değilsin ki


Şehirlere döneriz seninle

Sarılırsın, annemin karnına kadar hatırlarım dünyayı

Ayaklarımı yollarıma koyarsın

Yürü dersin, böyle hayal mi olur?

Yürürüm, gerçek nasıl olur?


Söyleyemem

Ütülü gömlekler giyip çarklar döndüremem

Alışamadım zaten yeni olan hiçbir şeye

Kimseye deme,

Otomobilleri bile hayretle izlerim otobanlarda

Eskiyim ben, eskidim ben, eksiğim.

Gözünün içine bakmak,

Karşında dik durmak haşa

Seviyorum, diyemem.


Beni güçsüz görme

Çünkü güçsüzüm.