Bir kış alameti midir?


Bezdiler onlar,

Bir kalanı gitmeye ikna etmek

Ateşi dahi ürküten akıl oyunlarıyla yüceldi

Yüceldi arttıkça kuşların enkazı

Bize bir fotoğraflık iki göz kaldı

Bir de ağlamalık gizlice


Ben istemezdim incitmeyi eve dönmeyi bilsem

Bu baş ağrıları bu soğuk bana

Ciddiyetle kurulan sofralarda ekmek gibi aşina

Yine de kırılmaz bir kalbin kulbu da olmaz

Yine de kalan sevilmez.


Anladım yoruldular

Ama benim ensemden yukarı vuran kan davulları,

Bir dostu sevmekteki acelem

Hatta ölüm kadar olası evet

Bunlar eski bir anahtarın pasını nasıl silmez?

Nasıl da umut

Ve faydasız.


Bildim ve söyledim onlara yollarında

Göçmenin gereği mevsimden hızlı uçabilmektir

Öyleyse nedir beklemek bir vedayı

Ne bu uyuşukluk baştan kanada demem

Demem kana da demem

Buz kesen ellerimden yaraları anlayan

 Dostun kucağında uyurken gördüğüm rüya

  Ve inandığım gerçek nelerin bedeliydi?


Sıramı veriyorum onlara

Ben inanıyorum ki bu aklımdan büyük kapılardan çıkmak,

Bir dünyaya nefes tutarak çıkmaktır sevilmesek

Yani insan belki,

 Bir bakışın arkasında yuvalanan acıdan gelse

Hani çeşmelerden,

 Belki yazların kucağında ölüme deva gibi

   Ama ölmeden, kalarak vallahi

    Gelse,

     Alınır mı cebinden dar-ı hayatın miftahı

Ben alırdım.


Sevmediler onlar

Kalıma yitirdim emeğimi söylemekten

Şimdi susmalar edinsem bir keşişin boynundan

Bir anlamak,

Bir çareye sarılmak ki iblis olsa esirgemez

Dost yüzünü saklamasın bıçağa geleyim

Örter mi sevmelerin üstünü?

-Benim üstüm açıksa bile-

Yumar mı gözünü?


Gördüler, kışlardan döndüler onlar

Sarıldım bir kırık kanadın yarasına

Her şeyin erkenini istedim

Bir eşkıya masalı söyledim

Göç yolunu kestiler.


Umudum:

Onlar da kalsa

Sevgim onlarda kalsa


Ben bilmez miydim mevsimlerin inadını

Göçler acıdan olsa.



Fotoğraf: Semi