Koşar adımlarla metroya doğru ilerliyordum. Bu treni de kaçıramazdım. Daha hızlı inerim diye yürüyen merdiveni bu kalabalıkta kullanmak aptalcaydı. Adımlarım yerini koşuşa bırakmıştı. Tren aramızda üç beş metre var iken kapılarını yüzüme kapattı. Yine geç kalmıştım. Oğluma verdiğim sözü yine tutamamıştım. Onları aradım , oğlum sitem ederek telefonu kapattı. Belki de bir şeyleri anlamak için ya çok küçüktü ya da ben verdiği sözü tutamayacak kadar iyi bir anne değildim.

  Ağır adımlarla bu kalabalık İstanbul’un kalabalık metrosundaki boş kalması topu topuna 10 saniye süren banka oturdum. Yanıma bir kadın ve dört-beş yaşlarındaki çocuğuyla oturdu. Genç bir anneydi . Çocuk sıkılmış gibi görünüyordu üzerinde bir sıkkınlık vardı ve yerinde duramıyordu.

Annesi;

-Bir oyun oynamak ister misin? Diye sordu.

Çocuk heyecanla;

-Evet! Evet! Diye bağırdı.

Annesi;

-Ben sana bir renk söyleyeceğim ve sende bu renkte bir şey göstereceksin, dedi.

Çocuk başıyla onayladı ve ardından kadın “Mavi!” dedi, diğer bankta oturan bir kızın çantasını gösterdi. “Yeşil!” dedi, kulağında kulaklığıyla başka dünyalarda olan bir genç erkeğin kazağını gösterdi. “Siyah!” dedi, zor yürüyen bir amcanın bastonunu gösterdi. Bir süre sonra oyuna bende dahil olmuştum kadın renk söylediği anda gözlerim o rengi arıyordu. Kadın bir renk daha söyledi ve çocuk cevap vermedi. 

Çocuk aniden;

-Anne insanlar neden hiç gülümsemiyor ? dedi.

Annesi ilk önce afallasada cümlelerini toparlayarak;

-Belki de yorgunlardır? Belki de eve geç kalmışlardır? Belki de zor bir dönemden geçiyorlardır diye bir kaç bahane söyledi.

İçimden büyüyünce anlayacaksın çocuk diye söylendim. Çocuk bir anda annesine döndü ve kocaman gülümsedi.Büyük bir hevesle “Ben hep güleceğim” diyerek annesine kocaman sarıldı. Annesi sessizce umarım diye mırıldandı. Çocuğun verdiği tepkiyle kısa süreliğine insanoğlunun halini sorgulama ve üzülme sürecine girmiştim. Tren geldi. Çocuk annesinide çekiştirerek trene doğru koştu. Yüzümde gülümsemesi hiç eksik olmadan...

  Belki de bu dünyaya şükretmesini ve gülmesini bilmeyen biz insanlar için bir kromozom fazlalıkla gelmek çok büyük bir şanstı.