Seninle rastlaşmak isterim.

Geçerim taşlarına asılarak ziyaretlerden

Çocuklara gülümserim iyiliktir diye

Selam vururum yaban esnafın yüzüne

Seni severim cebimde gazete sayfası taşımak gibi

Ellerini ısırmak isterim gülme

Utanırım.


Gidersin, küslükler uzar yerden göğe

Denizler balıkları beslemez

Bebekler memeye küser

Kuşlar bana, ağaçlar bana,

Tanrı sana, tanrı bana küser

Yine de veremeyiz hakkını bir ekmeğin bile

Yüz dönüp gideriz.


Aklıma gelmez bile senle koşup yorulmak

Sorsan sana yakışır

Öyle kuşkudan kırılırım ki anlasan burnun kanar

Dönüp severim ağaç dallarında oturmak gibi

Yüzüme gülersin, iyiyi dilersin de

Sevmezsin.


Şimdi yalanlı şehirlerde yalancı insanlar

Karanlıkta harlanan bir doğru gibi sevmek

Nasıl da anlamsız güzel

Nasıl da ikimize de yapışıp kalır gibi

Nasıl garip


Ölmedik biz değil mi?

Çaycı çırakları bile biliyor olur böyle şeyler

İnsan insanı severmiş, dünya bundan dönermiş

Zebun gemilerin forsaları, kilise tarlasında köleler,

Bir sevmekle dünyayı yıkayanlar...

Yani dursalar öylece,

Kıyamet getirirler kanayan yüzlerinde.


Seninle rastlaşmak isterim

Yanmaz, uyanmazsın.

İsterim sev beni yoldan kaldırıma çıkar gibi

Bir şeyleri evvelinden anlayarak yine

Bakma mağaza camlarındaki yansımana

Beni sende bulamazsın.


Kurulup otursak çatılara güneşlerle

Kalan vaktimizi konuşsak daha

İçimizde büyüyen ateşi sevgilerden sakınıp

Büyükçe bulutların ardına yollasam

Ama nasıl?


Bir inatlaşmak isterim

Pes edişi karanlık olsun.

Susup söylemezsin de canımız tükenirken

Canın sağ olsun.


Yine severim seni,

Yaşamak olsun.



Çizim: Sezin Hasgüler