Vahşi bir güzelliğin atasıdır ellerin,

Dalga sesinden bir avuç yalnızlık sektirir bana doğru.

Bana doğru uzanan ne varsa senin ellerinden,

Bir imdat çağrısıyla karşılarım onu.

Bir lavanta kokusuyla.

Sen acınası olduğumu düşünebilirsin,

Ben acınası olduğuma eminim.


Hayatın değişik bir devrikliği var.

Ne zaman düzeldi desem baş aşağı yakalıyorum onu.

Birkaç süs kelimesi, birkaç alabora inanç, birkaç da komşusuz ruh.

İtinalı huzursuzluklardan süzerek eşkiyalığımı,

Karma felsefelerin ceplerinden sarkan kül tablasına bandajlıyım ben.


Mantarlanmış kabuslar, rüyaya yatmaya hazırlanıyor.

Kıskanç sazendelerin uslanmasına aşinadır ellerin.

Fosforlu güz yanmalarından çıtırdatır yapraklarını bana doğru.

Bana doğru uzanan ne varsa senin ellerinden,

Geçmişimle karşılarım onu.

Lüleli geçmişimin kırık tebessümüyle.

Sen hasarlı bir kumarbaz olduğumu düşünebilirsin.

Ben yıllardır boşa zar attığıma eminim.