Kaç sene sayılır bir gençlik

Ya hiçlik bu kadar mı kalmamış olur

Ört yüzünü, ört üstünü, ört adalet

Ya gel kurul dedim güneş gibi üstümüze

Ya git durduğunla veda et


Bir zaman gözlerinden acı söktüğüm insanlar

Döktüğüm küllere veririm böyle de olur

Gitmezken ellerinden zulmün kirleri

Ve manevra atarken, yalanda, ziyandayken birileri

Gidiyor ve gitmiyorken yükümüz üstümüzden

Seçiliyken celladın beslileri, en irileri

Yüzüm gülmez yüzüme gülmeyene

Yok helal


Pareli, zıkkım bir yaz geliyor görüyor musun?

Soyunmuş foyasından irin bedeniyle

Halimize, gençliğimize gülüyor

Hatta birileri çark döndürüp birileri bağırırken sokaklarda

Bendine yara açan o peşinden gitmiyor görüyor musun?


Yok helal doymazım iştahına

Sarayların ihtişamı, ışıklı büyükçe plaza mezarlığına

Açlığa, yaşanır her türlü gayrılığa

Aht olsun ki bunca ezginliğin sineye vurduğu ayrılığa

Öfkeler söylüyoruz helal yok


İşte bir memleket

Örtülüyor güllerin üzeri

Güneşi dilimliyor kara giyinmiş adamlar

Alıyorlar nimetini, harmanını, hakkını

Bize aydınlık kalıyor gırtlağımıza tıkanır gibi


Gör ki ne yapışacak yakası bundan sonra

Ne tükürecek suratı olur karşımızda

Öyleyse kalsın üstüne gitmleler

Kalsın söz söyleyip zedelenmeler

Kalsın uykusuz, kaygıdan dibi tutan geceler

Gör nasıl başlıyor sessizlik


Acından kendini yesin kanlı canavarlar

Kendi eti kendine haram onlar

Uyku bilmez, derinine çocuklar düşen

Bir isyan ki canıma, ciğerime ilişen

Bana dokunamazlar


Helal yok

Hesap yok

Çiçek açan ben yokum bundan sonra


Acından zifte dönsün kötünün meftunları

Ben tokum bundan sonra