Kağıttan bir sandal yaptım kendime...

Yuvasız kuşlar misali, ben de sandalda buldum benliğimi. Biliyorum, çok uzun ömürlü değil kalbi. Hırçın dalgalarında eriyecek ömrü de.


Kıyıya ulaşabilir miyim? Bilinmez ama

senin girdaplarına çekilip kara bir delikte can çekişeceğim kesin. Ama ben yine de gözlerinin ışığına tutunup tüm gücümle kıyıya varma çabası içerisindeyim.

Kağıttan sandal ne kadar dayanır azgın sularında bilmiyorum? Merhamet ışığıyla çevreliyorum. Senin hırçın dalgalarının arasında, boğulmamak adına ne varsa yapıyorum. Tek başına kalmış olsam da okyanusun orta göbeğinde, sabrımı sarıyorum yol almak için çektiğim küreklere.

Yorulduğum zamanlar da oluyor elbet, bir nefes dinleniyorum gülüşünde. Gece bir hayli güç. Karanlığa sarıyorum o aşkla bakan bana dönük yüzünü. Pusulam oluyor aydınlık yüzün.

Yakamozların denizle seviştiği yerde, hayalinle dans ediyorum ve doyuruyorum aç kalan ruhumu. Kaçtığım sen oluyorsun bu okyanus yolculuğumda.


Gecenin ayazı titretirken bedenimi, ben tenini örtüyorum üstüme ısınıyor yüreğim.


Yalnızlık fısıltısını sarmışken ömrüme, senli anılar depreşiyor yüreğimde. Gidişinin tozlu ayak izleri kalktı yine. Bir sigara dumanıyla avutuyorum acının yanık izlerini. İzmarit basıyorum, dağlıyorum yıldızların parlaklığı altında en onarılmaz yanlarımı.

Sövüyorum gelmişine, geçmişine.

Hissettin mi? Sessizliğimdeki figanımı.

Sanmam.

Eğer birazcık sevmiş olsaydın,

Gitmezdin

Gidemezdin

Terk etmezdin beni


Gece işte tüm kasvetiyle çöktü yüreğime, zonkladı yine senli ağrılarım. Tedavisi de yok ki. Bir şiir içiyorum hap niyetine.

Sana ulaşmak bir hayli zor olsa da, yılmam ki. Hiçbir engel bıktıramaz beni. Varacağım senin limanına.

Çünkü "aşk"a davetti gözlerin

Gözlerinin ışığına tutuna tutuna geleceğim yanına. Bekle beni! Yine yüreğimin şiirini okuyup sesinden dinleyeceğim aşk şarkılarını.


Bak!

Gün ağarıyor şafakla beraber. İç içe karışmış yorgun duygularımla tüm gücümle çekiyorum kürekleri. Zaman zaman hiçliğin boşluğu düşse de yüreğime, ulaşılması zor olan kıyılarına geleceğim.

Geleceğim bekle.


Bir martı konuyor sandala. Kanatlarında sevda izi. Belli ki kalbinden göçüp gelmiş, kondu yamacıma. Sen gibi kokuyor tüyleri. Bir nefes çekiyorum. İliklerime kadar kokunu ve ilerliyorum kıyılarına.

Acımasız deli bir rüzgar savursa da sandalımı ordan oraya, "Ya Rab!" deyip tüm hızımla ilerliyorum sana doğru. Okyanusun tuzlu suyu çarptıkça yüzüme, yokluğunun sızısı düşüyor içime.

Beni çaresizce bırakıp gidişlerin geliyor aklıma. Sevdayı bir köşeye bırakıp soğuyan inancım dikiliyor vicdan terazime. Adeta hesap soruyor tüm hücrelerim benden.


Bunca çaban kime?

Seni bırakıp giden için mi? Bunca yorgunluk.

İşte o an kekeme bir sözcük oluyorsun dilimde. Cevaplar manasız kalıyor yüreğimde.


O an kederli bir yağmur iniyor gökyüzünden. Hava bulutlu, hava sisli, hava ayaz. Sandalım su içinde. Çarptıkça hırçın dalgaların yana eğiliyor sandalım. Dengesiz duygularınla çarpıyorum kayalıklara.

Kahretsin.

Sabrım da yetmedi diri tutmaya, eriyor kağıttan sandalım okyanusun ortasında.

Birazcık sarsaydın sevginle beni ulaşacaktım kağıttan sandalımla kıyılarına.

Ama sen de haklısın. Çıkmaz yollarına yönelen bendim. İmkansızlığına inat duygumla inatlaşan bendim. Yine yılmadan yüzerek varacağım kıyılarına. Kollarımın dermansızlığına rağmen dualarım var yolunda. Mavi ne güzel de şiir oluyor sularına. Harflere tutuna tutuna geleceğim kıyılarına.


Kederli bir yağmur yağarken tüm hızıyla, depremler oluyor beynimde. Kimin için bunca çaba, kimin için soruları savaşırken kalbim ve aklım arasındaki yolda, yolculuğum çoktan sana ulaşmış ki.

Karşımdasın işte.

Elini uzatıyorsun garip bir şaşkınlıkla, yüzünde garip bir tebessüm, gözlerinde hüzün çıkmazı.


O an düşünüyorum bir an. Sen ondan çoktan gitmişsin deyip mırıldanırken buluyorum kendimi.

Kendi çabamla kalkıyorum ayağa. İçimden "Elimi tutmana izin verip de, sana vicdan rahatlığı vermeyeceğim." sözleri geçerken gözlerine bakıyorum o an. Gözlerindeki ben izleri çoktan silinmiş ki. Kalbim sevdana aşinayken, o an buz gibi oluyor duygularım.


Merhaba,

deyişindeki o titreme çoktan gitmiş ki.

Kokunsa başka tene karışmış çoktan.

Dikildim karşına,


"Merhaba" dedim, yorgun yanım "Merhaba."


Sarılmak için açılırken kolların

Nasıl izin verirdi ki buz gibi olmuş duygularım.


Dur dedim, o an dur.

Şimdi beni iyi dinle.

Yalnız kalbinle dinle beni olur mu?


"Gidişinin cehennem sancısını sardın yüreğime,

Bir parça umutla çıktım yola,

Belki gitmek zorundaydın gittin,

Ama seviyor gibiydi gözlerin,

Yalan olamazdı sözlerin.

Bir parça aşktan bozma umutla yola çıktım kağıt bir sandalla

Yüzdürürüm dedim kalbinin okyanusunda

Bana ait bir kıyıya tutunurum vardır bana da yer dedim çıktım sana yolculuğa

Soluklanırım bana ait olan limanlarında.

Bütün sabrımla yılmadan geldim kıyına

Ne iklimler, ne yazlar, ne kışlardan geçti de bu yüreğim, bir of bile demeden devam ettim sana varabilme yolculuğuma.


Yönüm sen oldun, yüreğim sen.

Ama sen de hiçbir zaman görmedin, duymadın beni

Bir tek bana sağırdı yüreğin.

Beni seviyormuş gibi bakma ne olur?

Bak! Tek taraflı çabayla giden sandal bile eridi yokluğuna. Kendime olan inancıma dualarımı sürüp de ulaşabildim kıyılarına. Bakıyorum da, ulaştığım kıyılar senin değil kendi benliğimmiş. Bütün çabam, garyetim kendi limanına varmak içinmiş. Şimdi daha iyi anlıyorum duygu soğukluğunda.

Seni kazanma umuduyla çıktığım bu uzun yolda, ben kendimi kazanmışım.

Biliyor musun?

Ne çok gitmişsin benden, sığıntı gibi kaldığın benim limanımda boş bakışlarından gördüm vicdansızlığının küflü izini.


Şimdi, iyi dinle beni


Kalbine giydirdiğim sevgimi alıyorum senden.

Sen hiçbir zaman sevda elbisesine layık olamadın ki

Başka yüreklerde soyunup giyinmeyi seçmişsin hep.

Çırpınan, didinen, emek veren hep benmişim.

Vakit seni kovma vaktidir şimdi,

Duygusuzca beni beklediğin yerden git şimdi."