Korkmak; öyle delicesine, öyle umarsızca korkmak. Göğsünün tam ortasındaki yumru ile sevdiklerini ve tüm hayatını düşünmek. Ne kötü bir andır o öyle değil mi? Önce kalbin sıkışır, sonra zihnindeki düşüncelerin ağırlığı artar. Sanırsın ki tam o anda oracıkta yok olacaksın. Çünkü artık içindeki korku önce yüreğini ardından ruhunu ve en sonunda tüm benliğini kaplamıştır. İçinden çıkmak istersin sonra o korkunun. Hatta seni çıkaracak birilerini ararsın etrafında. Ama kimse yoktur ortalarda. Sakin olmaya çalışırsın. Elbet o günde bitecek, o yaşanan an da birkaç saat sonra maziye karışacak. Tek fark sadece senin içinde bir yerlerde derin bir iz bırakacak. Ne garip değil mi? Yaşadığımız korkular, acılar, mutsuzluklar da aslında insanın depremi. Doğa nasıl ki fay hatlarından oluşuyorsa insan da bir o kadar duygulardan oluşuyor. Doğa artık üzerindeki onca yüke dayanamayıp farklı bir yerlere gitmek istediğinde kırılıveriyor orta yerinden. İnsan da böyle işte duygularının ağırlığı altında ezilirken bazen yer değiştirmek istiyor. Kimi zaman duygularını, kimi zaman arkadaşlarını, sevdiğini ve en önemlisi KENDİSİNİ. Ve tam da burada öngörülmez bir şiddetle sarsılıyor tüm benliği. O korku çıkıyor içinden ve değişimin müthiş sancısı depremin şiddetini artırıyor. Artık bundan sonra ya o depremi içinde tutup kendini o enkaza mecbur bırakacak, ya da içindeki sarsıntıyı dışa vurup enkazı kendi üstünden atacak. Sonra düşünüyor insanoğlu. Dışa vursam ne fayda? kim, ne diye içimdeki zelzeleyi durdursun. Çünkü değişmekten, bulunduğu yerden ayrılmaktan korkuyor. Ve sürekli bahaneler üretiyor. Çünkü onun için kendi kendine korku yaşamak o kadar normal ki bunu dışardan biri görecek diye ödü kopuyor. Her gün yatarken bir sonraki gün bambaşka bir benlik ile uyanmak istiyor. Tıpkı Gregor Samsa gibi. Ama ne yazık ki değişmek şöyle dursun bir böcek olarak bile başlayamıyor hayatına. Yine içindeki aynı sarsıntı ile kimselere duyurmamaya çalışarak çıkıyor yoluna. Oysa önemsemese diğer insanları bu kadar. Onların çıkaracağı sarsıntının kendi içindeki sarsıntıya eş değer olacağını düşünmese belki de çok kolay yaşayacaktır. Eğer beni duyuyorsan, korkma insan. İçindeki korku senin depremin. Onun seni bir enkaz altında bırakmasına izin verme. Ve klişe ama gerçek bir söz söyleyeyim sana; değişmek istiyorsan bugün başla. Yarın çok geç. Çünkü her yarın bir erteleyiş, yeni bir bahane üretiştir. Nereden biliyorsun diye sorma. İçimdeki enkazın altından kalkıp da cevap veremem bu soruna.