Bu bir savaş ilanıdır

Boğazlanmak pahasına aç ve çılgın

Aç ve cüretkar

Aç ve yorgun hırpalanmak adına

Baharın kapısında eli sıkışan çocuğun

Sevdiği kışın hatırına


Doğa düşüyor üç kaleden yer gök ve demir dağı

Kan ve ulus yüceliğinde yeniden güzelleşen

Bir yerde kanmış gözleri ve eski dilde uçmağın

Yerini almış

Bir hayalin

Duru bir güvercinin yerine uçmanın savaşı başlamış


Siz hiç bir göğü yeşil ve mor görmediniz eminim

Siz hiçbir göğü de

Ve aynasında kurdeşenler yerine

İlk aksini suda gören insanın şaşkınlığıyla

Suyun dalgınlığı ve dünyayla hırçınlaşan dalgaların

Devirdiği o yaşamak bana bir savaş ilanıdır

Bir ilan

Gazetelerin sol köşesinde

Raptiyeyle bir panoya saplandığı yerde

İlk hecesi kaybolan ilan

Hiçbir sırrı açıklamaz artık

Aynı sayfada büyük puntolarla

Devasa haykırışlarla alırlar yerimizi

En çok yanılanlar

Onlar yalnız başlığı okurlar

Kudret başlar oradan

Anlaşılmak için tamamlanmanın kudreti

Güç

Sitem

Ölüm çemberi

Ve yaşamak bir savaş ilanıdır ki

Taşla kürekle

Ama en çok açık yürekledir

Fakat şunu da bil ki tabancanın icadı

Ölü bir kuşun icadıdır


Nedir bu akşamüstleri göveren çatılar

Hangi Zerdüşt kendi evini ateşe verir

Dilin kemiği

Kalbin kemiği

Dik omurlar çatal bakışlar

Bir savaş ilk kez doğacağında ilan edilen yas

Kırk gün kırk gece ayaz getirir

Korkunun içine işlediği an

Oturup kendini topla

Derinlere bak ve olan biteni yaz

Unutma bir sabah uyandığında kırmızı

Bütün bayrakların rengi olabilir.