dönüyorsun,

dönmen içimde bir dalı yeşertiyor.

gözlerinin üstümde yağmur taşıyan bir bulut gibi gezinmesi,

bana kaçamak bakışların, denizi olan bir yere tatile gitmenin sevinci gibi içimi kaplıyor.


elden düşme dünyama hâlâ ışık saçman bir evlat acısı gibi kıyıyor içimi,

bu hikaye yazıldı, 

sonu ilk karşılaşmadan tanıdıktı.

sen tamamlanan bir masala öyle yakışıyorsun ki yine de başka bir şey olmalı eninde sonunda.


uykun nasıldı?

sıcak bir şeyler içtin mi?

sen çabuk üşürsün ve hep de biraz cimriydin.

sevgiye kendini bırakmakta, hayata karışmakta temkinli davranırdın.

sana hiç bir şarap kadehiyle düşünceli rastla(ya)madım.


yüzünü avucumun içine alıp seni ısıtacak bir ateş çıkarmak için kendimle ters düşmeye razıyım.


bazen gerçeklik bana öyle uzak düşüyor ki

bir bardağı bile kendi kendime uydurmuşum gibi bir kuşkuya kapılıyorum.


bir kişiye aynı anlamı tekrar tekrar verip ille de böyledir demenin zevk veren yanını zalimce keşfediyorum,

ihtimalin içimde bir dalı yeşertiyor.