Mathilda...

Bir hikaye düşürdü geçmişten

Kökleri paslı, gülüşü sahte

Peşinde sesler ve serzenişlerle

Hayale dokundu fikri ezdi

Boz bulanık aktı ardında zaman

 

Aşkı Borobudur gizemli, yeşil

Sergüzeşti filmlere mezat oldu

Tutsaklığı sahil sekoyasıydı

Vehmi içten içe sömürdü sanki

İnananı dünyaya avare etti

 

Mathilda

Tılsımlı yalnızlıklar hamletti

''Ölürsem cebren giderim.'' diye

İzinde bir yüreğin yemin etti

''Giderse cebren ölürüm.'' diye

 

-O yaz gününü hiç unutmadı

Şehrin yüksek bir tepesinde

Güneş şaşkın bulutlar nemli

Uzun uzun bakamadı gözlerine


Heliosu teninde hissetti

Kararlı ılgıtlar gibi fütursuzca

“Seni sevmiyorum galiba!” dedi

Gözlerine değil yüreğine bakarak-

 

Aşkın duvarından bir sahne geçti

Mathilda o sahnenin Afife'siydi

Yüreğinde myosotis dilinde krizantem

Gitti ve gelmedi yıllarca akşam