I.

Dolunaya baktım demekle dolunay bana baktı demek arasında ne varsa

Onu taşırdım az önce

Dedim parlak parlak

Birkaç kere yaşayamam da birkaç kere ölürüm gibi

Dünya böyle benziyor parmaklarıma

Nasıl değil, böyle

Dolunaya bakınca unuttuğum buysa

Dolunay bana bakınca ne hatırlıyorum

Unutuyorum çarçabuk, sonum buymuş gibi

Ne çok unutuyorum da duruluyorum aynı sese


Yüze yakın

Yüzüme yakın

Azalan


II.

Ayaklarımı hareket ettiriyorum

İlerleyiş neyi yakınlaştıracaksa ondanım yok hiç

Sokağım, diyemiyorum, evim

Diyemiyorum

Mesela

Şurası diyorum her yere

Her şey başkalarının gibi, kendim gibi

Yalnızlığa güzel değil bu, kalabalığa çirkin

Doğruluyorum


III.

Ayaklarımı hareket ettiriyorum

Böylece

Şurasına geliyorum dünyanın

En çok adımı biliyorum da adımı pek sevmiyorum

Dediysem ve unutamadıysam

Benimle gelen hiçbir şey yoksa, gidiyor muyum?

Ya da kalıyor muyum duvarlara isim bulunca?

Sorduysam ve unutamadıysam en cevapsız soruyu?

Bu ne ki şimdi?



IV.

Ayaklarımı hareket ettiriyorum

Gözlerin anlattığı her şeye inanırım

Çünkü Amerikalı bir oyuncağı düşünüyorum

Bir çocuk, az önce

Senin olsun demiş gibi

Beni odadaki herkesten çok sevmiş gibi

Ellerimi hep çok seviyorum

Ki onlarla kurdum sonumu

Ayaklarım ellerimi kıskanmıştır hep

Kapılar yokluğumu kıskanmıştır

Öyle ki

Kapılar iyimserliği örtmemiştir yüzüme

Kapılar hiçbir şeyi örtmemiştir, taşırmıştır bazen

Böyle olunca,

Bir dalga sesini özlemişimdir çok hızlı

Umut etmişimdir ve unutmuşumdur çok hızlı

Konuşmuşumdur ve susmaya benzetmişlerdir beni

İzliyimdir ve görünmemişimdir

Böylesi tenhalık

Karanlık böylesi

Bilmişimdir hiç neyse onu en çok

Ve bir başlangıca son demişimdir belki

Belki de yanılmışımdır ve buna zafer demişimdir

Bir şey

başka hiçbir şey olamıyorsa şiirdir

Demişimdir

Belki

Dolunay böyle bakmıştır bana


V.

Bunu daha ilk dizeden biliyordum

Şiirlerde hep yalan söylüyorum


VI.

Ayağımın altında

ki mayın bu

Elimi tutmayın


VII.

Ayaklarımı hareket ettiriyorum