Ne kaldı elimde? Siyah bir kutudaki deniz kabuklarından başka ne kaldı? Kocaman bir hiç. Nedir ki bu hiçlik dediğimiz? Kendi nefesimizle şişirdiğimiz balonun içinde küçük bir gaz taneciği. Orada asılı kaldım. Koskoca dünyada kendimize yer bulamadık. Bir köşeye kıvrılmak istemiştim oysaki. Dünyanın bana ayıracak birkaç metrekaresi kalmamış gibi şimdi. Binlerce olumsuzluk. Ağır yaşam şartları. Yok mu gidebileceğim başka bir yeryüzü? Hiç ses yok. Evet, yalnızlığı da seviyorum, sessizliği de. Ama böylesi bir karanlığı seçmedi ellerim. Seçeneklerim azaldı, gözüm seğiriyor ufaktan. Uzun uzun yürümek istiyorum sana varana kadar ayaklarım. Bir trafik lambası kesiyor görüşümü. Hangi yöne baksam bir pürüz. Gece vakti bir otogarda buluyorum kendimi. İşte şimdi özgürlük, yollara düşeceğim yine! Benim bir hayatım vardı, gözlerimi kapatıyorum, odamdayım. Duvarda en sevdiğim anılar, karşımda Elbert, bana bakıyor. Köşedeki mumlar bütün enerjimi bana geri getiriyor, ne büyük minnet! Bana ait bir şeyler olmalıydı bir yerlerde. Aidiyetime doğru koşuyorum. Uykudan uyanıyor zihnim. Bir yerlerimde ağrılar söz konusu. Fark ediyorum, dizlerim yara bere içinde. Bir yatakta uzanıyorum boylu boyunca. Kayboldum sanırım. Yanlış sokağa sapmış olmalıyım, bir yerlerde hata olmalı. Geri geri adımlıyorum. Adımlarım yetişemiyor kalbime, hızlanıyorum. Yönümü bulamıyorum. Çünkü pusulam çok uzakta. Kayboluyorum.