Tabyamda ne bir kurşun ne de taş var artık.

Olsa da taşlar mıyım, kurşunlar mıyım?

Adavet edenin kafasını koparır mıyım?

Hayır!

Oturulacaksa ben otururum giyotin sehpasına.

Mukavemet gösterecek dermanım var mı sandın?

Oysa ben dünden razıydım kalemimi kırmaya,

Terekemi oraya buraya dağıtmaya.

Sayelerden bile korkmuyorum artık, büyüdüm.

Belki de çürüdüm, kaldıramadım onca şeyi.

Buyurun rüsva edin çekindiğim gerçekleri.

Bu ızdıraptan evla artık tüm dalaletler.

Garam duyduğum şey, hiçliktir 

Girye döktüğüm varlıktır.

Halel gelecekse varlığıma gelsin, hiçliğime dokunma!

Mahşer midillisi gibi kafamda dolaşma,

Kafamın kemiklerini sayma.

Erinç vaziyetteyim acı duymuyorum artık.

İstersen dene! Kanat burnumu, kır kolumu.

Ellerime kelepçe taksan da hürüm artık,

Camı olmayan odalara kilitlesen de görüyorum gökyüzünü.

Sana rağmen, senin dibinde buldum hürriyeti.

Ve şimdi kaybetme vakti hüviyeti.

Dün gece tekrar hissettim.

Visal günüm yakın.

Belki vadedilmiş topraklardayım. 

Belki herkese mülhem olan o incir ağacının altında.

Bunca şeyden sonra razıyım baldıran zehrine hatta çarmıha. 

Fakat Tanrı'm söyleyin lütfen nerededir benim vadedilen hayatım?

Nerededir rüyalarımda gördüğüm, hayallerimde kurduğum o pamuktan ülke?

Vehme kapıldığımı söylemeyin, ben doğduğumdan beri ölmek,

Hatta kendi kendimi gömmek isterim.

Katlimi vacip kılan şeyhülislama karşı tüm övgülerim.

Açıkça memnuniyetsizliğimdendir hicivlerim.

Üzgünüm Tanrı'm sizi memnun edemedim.

Okçular tepesinde bekleyemedim.

Okumu senyörlere çeviremedim. 

Merhaba ben esfel-i safilin.

Merhaba ben içinizde hayat bulmuş hain

Merhaba ben kutsal kitaplardan gelen zalim.

Ve elveda kendini kamçısıyla boğan "fani"m.