turuncu bir ağırlığın anısıyla

sabahı karşıladım

bir elin bir eli bıraktığı

bir gözün bir göze kapandığı saatte

sabahı karşıladım

karşılama merasimi

bu defa tek kişilikti


pazar sabahlarına randevulaştığım o otobüse rastlayınca ağrıdım

otobüs aynı yere gitti

hep gitti

ben kaldım


inancımı omzumda bıraktım


ben ki unutkanım

bir kez gittiğim yeri ikincide hatırlayamam

-ve hiç iyi adres tarif edemem-

fillerin hafızasına özenip

gördüğüm tüm sokakları aklımda tutmak istedim

şimdi

ayaklarımın ezbere bildiği yollar ve

kendime tarif etmeyi unutmak istediğim adresler var


ben ki unutkanım

bir yunusun hafızasına özenip

duyduğum tüm ıslıkları aklımda tutmak istedim

ama bir şarkı artık hatırlatmasın istedim

çok istedim


bir konserve kesiği acısı veren

bazı kelimelerin kullanımını rafa kaldırdım

-süresiz-


şimdi perdeleri sonuna kadar açmanın

kapılara kilit vurmamanın

tedirginsizliğine erdim

şimdi unutkanlığımı sarıp sarmaladım

beni kuşatmasına izin verdim

kolay teslim olunan yerlere

tuzaklar kurmayı da ihmal etmedim


bir şarap şişesi yıllanmayı

bir bilye yuvarlanmayı

bekledi


içimde gürültüyle açan çiçek

nihayet kıpırtısız soldu



fotoğraf: semi