yazıp sildiğim kuşlar

hiç yazmadan sildiğim kuşlar

gündüz doğarken yapraklar dallar ve danslar

bakışlarımın kıyısında kurumakta olan tuzlu sularda haşir bekleyen çoğul çapak

tek bir kelepçe gözlerimdeki tüm kuşları tutuklar


yaşam akarken

sıradan ölümler doğuyor

ölüp duruyor sular çay kaynarken

ne kadar is birikse de içimde

tek bir kaşık dem tüm suyu siyaha bular


gecenin gardiyanları tutuyor kollarımdan

sokuyor uykusuzluğun inine 

emir bilinir: kaçarsa vur

kaçtığım yerler hep abdestli

tek bir bomba hepsini sular


kenarındayım hâlâ

ne kadar düzlem varsa kafamda

her fikir atmaya müsait

yeter ki kahrolsun muhalif

tek bir lamba tüm fikre dolar


hayatın fotoseli olsa

erken bitirmek için koşsam

hep çelme takılıdır bastığım yerlerde

tek bir madalya tüm yarışlara bedel


tahammülüm

sırattan da ince

içeri düşsem ateş

dışarı düşsem yok hiç


birçok cehennem yetmezken günahlara

tek bir dünya tüm insanlığı yakar